www.FaniDunya.Net |HUZURUN, DOSTLUGUN, KARDEŞLİGİN EN GENİŞ PAYLAŞIMIN TARAFSIZ, KALİTELİ, DEVAMLI HİZMETİN ADRESİ
FANİDUNYA NET iSLAMİ YAŞAM HAYAT TOLUM VE AİLE => İSLAMİ YAŞAM HAYAT TOLUM VE AİLE => Cin Şeytan, Sihir, Büyü => Konuyu başlatan: webtasarim - Kasım 18, 2024, 08:53:54 ÖÖ
-
(http://www.fanidunya.net/resimler/besmele.png)
Günümüzde Şeytan ( İPLİS TAĞUT) Anlayışı
İslam Dini, insanlara Allah'tan başkasına ibadet etmemeleri, yalnızca Allah'ın hakimiyetini ikrar etmeleri, O'na doğrudan veya dolaylı yoldan eş koşmamaları ve her türlü şeytani duygulardan uzak olmaları için, “Allah'dan başka tapılacak, ibadet edilecek hiç bir ilah olmadığı” ilkesini öğretmiştir. Bu ilkeye, ancak inanç ve düşüncelerini, her türlü değer ölçülerini sadece vahiy kaynağından alıp, Allah'ın koyduğu hükümleri tümüyle hayatında yaşamaya çalışan gerçekten inanmış olur. Allah'dan başka her hangi bir varlığın, Allah'la birlikte hakimiyet ve ilahlık hakkına sahip olduğunu iddia eden her insanı, her düşünceyi ve sistemi iblis kabul eder. İnanç yönünden dinin temeli budur.
Konuyu İslamın yeryüzüne getirdiği bu inanç açısından değerlendirdiğimiz zaman, günümüz insanlığını pek çok fırkalara ayrılmış olarak görürüz. İslamın bu temel inanç ilkesinin dışında olan her fert ve toplumun birleştikleri nokta ancak sapıklık olabilir. Çünkü toplumdaki kişileri birbirine bağlayan unsur; gerçeğe iman, hak fikir ve hayat prensiplerindeki birlikleridir. Yoksa kişilerin çıkar ve hayal mahsulüne dayalı her sistem ve düzen bir bakıma ancak bir sömürü ortaklığıdır.
Allah'ın kitabına uymada birleşme yükümlülüğü, insanlara, Allah tarafından verilmiş bir görevdir. Bu mükellefiyetin iki temel esası vardır. Birincisi; Kur'an'da ne emredilmişse onu yapmak, ikinciside, Kur'an'ın yasaklarından sakınmak ve Allah'tan başka hiç bir şeyi ilah kabul etmemektir. İslama göre, Allah'ın emrine samimi olarak uyarak ona kul olan herkes müslüman, başkalarına kul-köle olanlar da müşriktir.
Kur'an insanların yapmakla yükümlü oldukları görevleri, emirler manzumesi olarak onlara bildirmiş, O'nun en yetkili açıklayıcısı Hz. Muhammed (s.a.v.) de bu ilahî hükümleri beyan etmiştir. Ayrıca insanların Allah'ın hoşnud olmadığı yasaklarından kaçınmaları da istenmiştir. Kur'an'ın istediği bu sorumluluk karşısında her insan değişik tavır olarak ya tam bir teslimiyetle mutlak bir itaat örneği, veya Hakka karşı kibirliliğiyle bir isyankâr örneği olmuştur. Bu iki örnekten ikincisi, konumuzun dahilinde olduğu için, bu mizacın vasıf ve hususiyetleri üzerinde duracak, günümüz insanlığının “şeytan anlayışını” da belirtmeğe çalışacağız.
Günümüz insanlarını şeytan anlayışları açısından üç gurupta değerlendirmek mümkündür.
a- Allah'a inanarak O'na teslim olup, şeytanı düşman bilenler.
b- Allah'a inanmayıp, şeytana uyarak onu dost kabul edenler.
c- Allah'a inandıklarını söylemeleriyle birlikte iblis yolunu izleyenler.
Allah'a iman ederek tevhid inancına bağlı bir mü'min olabilmek, ancak küfrü atıp Allah'ın emri dışında hiç bir şeye teslim olmamak, O'nun Resulünün yolunda olmaya kesin karar vermekle mümkündür. Bu doğrultuda verilen karar uygulanırsa işte o zaman insan Allah'a gerçek anlamda inanmış olur. Bu imandır ki sahibini asla küfre düşürmez ve hiç bir tağut'u tanımaya izin vermez. Kâinat içinde insanların çoğunun kalbine nüfuz ederek onları iyilikten ayıran, lanete uğramış, kibirlenerek Allah'ın emrine ilk isyan eden varlık şeytandır. Allah'ın ve O'na inananların düşmanı olduğunu bilmek iman etmiş olmanın birinci özelliğidir. Kur'an bu gerçeği şu çağrısıyla bütün insanlığa duyurmakta; “Ey iman edenler, hepiniz birden İslama (barışa) girin, şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o, size apaçık düşmandır.”[1]Şeytanı düşman bilineninde belirtileri vardır. Bu belirtilerin en önemlisi şeytan vesvesesi karşısında Allah'tan korkmak, şeytana, fırsat vermemektir.
“Allah'dan korkanlar, kendilerine şeytandan gelen bir vesvese dokunduğunda hemen (Allah'ın emir ve yasaklarını) hatırlar ve gerçeği görürler”.[2] mealindeki ayet bu hakikati ifade etmektedir.
Şeytanı düşman bilenler, inandıkları ilahi nizama sığındıkları zaman şeytan onları kötülüğe sevketmeğe güç yetiremiyecektir. “Çünkü mü'minlere ve Rabb'lerine güvenenlere o (şeytan)ın bir gücü yoktur.” onları kandırmağa gücün yetmez.”[3]“Benim (gerçek) kullarıma gelince senin onları kandırmağa gücün yetmez.”[4]
Mealindeki ayetler, şeytanın Allah'ın hükümleri karşısındaki güçsüzlüğünü belirtiyor...
İnsanlardan bir kısmı da, şeytana, onun gösterdiği yolda gitmek suretiyle uymaktadırlar. Allah'ın emrini dinlemeyip, şeytan'ın emrini dinleyenler onu dost edinmiş olurlar. Günümüz insanlarını Allah'ın emrine karşı gelmeye sevkeden sebeple, şeytanı kötülüğe sevkeden sebebin aynı olduğunu görmekteyiz. Yani İblise uyanların onunla birleştikleri noktalar Allah'ın emrine uymamak, O'nun hükümlerini beğenmemek, Fazilet sahibinin faziletini kabul etmemek, günahda ısrar ederek büyüklenmektir.
Allah, Kur'an'da İblisin, emri ilahî karşısındaki kibirliliğini haber vererek, insanların bu duruma düşmemelerim ve iblise uymamalarını bildirmiştir. Hayatlarında kendi hükümlerini değil, Allah'ın emirlerini, kanunlarını tatbik etmelerini istemiştir.
Bu açık bilgiye rağmen emri ilâhi karşısındaki büyüklük davası bugünde insanları aynı günaha itmektedir. Bu büyüklük ve Allah'ın dinini beğenmemedir ki sahibini bir iblis yapmakta günümüzde... Her asrın iblisleri, aynı özellikte olacaklardır. Allah'ın emri önünde eğilmeyen, O'nun koyduğu hükümleri beğenmeyenler hangi asırda olurlarsa olsunlar iblisi temsil edenlerdir. Meleklere: “Âdeme secde edin” demiştik, hemen secde ettiler: Yalnız iblis diretti böbürlendi, inkarcılardan oldu.[5]Mealindeki ayet, insanla şeytan arasındaki mukadder mücadeleyi ilan etmektedir. Bu mücadele, kıyamete kadar sürüp gidecek, hükmüde baki kalacaktır. Hangi insan, Allah'ın emrine karşı gelirse o iblisi temsil edecek, hangi sistem Hak dinin hükümlerini benimsemezse o, tağut'u ifade edecektir. Bu savaşın meydanı bizzat insanın kendisidir. Bunun için kazanan veya kaybeden insandır.
Allah'a inanmayıp, şeytanın emrine giren insanların Kur'an'da belirtilen diğer vasıfları da, Allah'ın hükümleri üzerinde, gönüllerine göre hükmetmeleridir. Şeytan, insanı Allah'a isnat edilmesi uygun olmayan şeyler ve belirttiği hükümleri hakkında, gönlüne göre hüküm vermeye sevkeder. Bu durum şeytanın insanın kalbine ve fikrine kadar sokulup onu etkisi altına alabileceğini gösterir. Bu hale düşen insana; şunu yemek niçin haram olsun, bu işi yapmak niçin yasak olsun? dedirtir. Bu şekilde insana, Allah'ın emrinin aksine pek çok işler yaptırır. Şeytanın bu vesveselerin etkisinde kalarak, gönüllerine göre hüküm verenlerin, günümüzde oldukça çok oldukları bilinmektedir. Bu tür sözler söyleyerek Allah'ın dininden uzaklaşmış niceleri vardırki bunlar hep Allah'a eş koşanlardır.
İblis, kendine tabi olanları çoğaltınca, artık hükmünü bir topluma geçirebilecek kadar etkili olabilmektedir. Böylece insan toplumlarına, şeytanın hakimiyeti anlamına gelen Tağut'ları görüyoruz insanlık hayatında. Tağut, hakka, hakikata ve imana karşı gelen, Allah'ın insanlar için çizdiği nizama ve hududa tecavüz eden, her şeyi ifade eder. Put ile ifade edilen tağut, bir şahıs olabileceği gibi Allah'a bağlanmayan her çeşit fikir, düşünce ve Allah'ın dinini kabul etmeyen her türlü sistem, âdet ve alışkanlıklarda olabilir. Günümüz insanlığını, Allah yolundan alıkoyan hep bu tağut şeytanlarıdır.” Allah, inananların dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kafirlerin dastlarıda tağut'tur. (o da) onları, aydınlıktan karanlıklara çıkarır. Onlar ateş halkıdır, orada, ebedi kalacaklardır.[6]
Tağut veya şeytana tapınma konusunu biraz daha açarak günümüzdeki “şeytan anlayışına” daha da açıklık getirmek istiyoruz. Tağut kelimesinin ifade ettiği mana, put veya şeytan, yani Allah'ın hükümlerine tecavüz eden her çeşit varlıktır. Allah'ın ilahlığına ve dinine karşı çıkmak ise zulmün ve haddi bilmezliğin en çirkin şeklidir. Bu davranış, hem lafız hemde anlam itibariyle tamamen “tağut” kelimesinin içine girer. Şu halde tağutu, sadece bir şeytan olarak değil, Allah'a isyana sevkeden, Allah'ın hükümlerini inkâr eden kişi, görüş ve sistem olarakta değerlendirmek gerekmektedir. Bu özelliğe sahip olası tüm varlıklar birer tağut, onların koyduğu prensipleri kabullenmekte onların yolunda olmaktır. Kur'an, Ehl-i Kitabın, Haham ve Rahiplerine ibadet etmelerini, Allah'ın dinini bırakıp bu kişilerin koydukları prensiplerin peşinden gitmeleri olarak belirtilmektedir. “Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? (Baksana onlar) tağuta (puta) ve batıla inanıyorlar ve inkâr edenlere “Bunlar, inananlardan daha doğru yoldadır” diyorlar.[7]
Allah'a iman etmiyenler, Tağutlara inanırlar. İnanmasalar bile yine de o tağutların tasallutundan kurtulamazlar. İnsan cemiyetsiz, emirsiz ve yasaksız yaşayamaz. Allah'ın teklifini, O'nun emirlerini dinlemeyenler elbette tağutların emirlerine mahkum olurlar.
Çünkü tağuta uymak, bütün serlerin kaynağıdır. İnsanlar batıla inanır, Allah'ın diniyle alakası olmayan hükümlere bağlanırsa, şeytana inananları ve Allah'ın dininden uzak olanları daha doğru yolda sanırlar.
Tağutu inkar etmek, azgınları ve azgınlıkları inkâr etmektir. Gerçek anlamda “Allah'dan başka hiç bir ilah yokur” demek, tağutları kökünden silmektir.
Günümüz insanlarından bir kısmının da; Allah'a inanmış olduklarını söylemelerine rağmen, şeytan yolunda olduklarını görmekteyiz. Bu şekildeki yaşayışları, hiç şüphesiz, Şeytanı Kur'anî açıdan tanıyamayışlarından kaynaklanmaktadır. Şeytan, insanı, doğrudan Allah'a karşı isyankâr yapamazsa çeşitli yollara baş vurur. Allah'ı inkâr etseler O'nun hükümlerini yerine getirmeselerde mes'ud olabileceklerini, mü'min kalabileceklerini vadeder. Çünkü şeytân, kötülüğü ziyadeleştirme konusunda büyük maharet sahibidir. O, her türlü şirretlikte usta bir sanatkârdır, hilekârdır, sapıktır, aldatıcıdır.
Şeytan'ın insanları, kötülüğe sevkedişi, haktan uzaklaşmaya teşvik ve vesvese vermek, kötülükleri güzel göstermek, onları Allah'ın dininden gafil bırakmak gibi yollarla da olabilmektedir. Ancak şeytanın en korkunç hilesi ve aldatıcı vaadi, işlenen günah ve yapılan isyanlardan sonra affedilme vaadidir. İnsana daima affedilirsin diye ümit verirken onu devamlı isyana iter. Bu aldatışın meydana getirdiği boşluktan, ifsat etmek istediği kalblere rahatça girebilir.. Sahip olduğu insanlara, istediği şekilde günahlar işletebilir. Allah'ın af ve mağfiret deryasının genişliğinden bahsederek işlenen günahları küçük ve tatlı gösterir onlara.
Allah'a inandıklarını söylemelerine ragmen, şeytan yolunda gidenler, bu hileye kanmış olanlardır. Allah'a güveni olmayanlar, O'na inanmayanlar, şeytanın vesvesesiyle şeytanın oyuncağı haline gelirler. Şeytanın desisesi hedefine ulaşınca, artık bu insanlar Allah'ın hükümlerini inkâr ederken bile, iman etmiş olduklarını zannederler. Oysa şeytan, Allah'ın affının genişliği ile aldatmıştır onları... “Şeytan sizi Allah ile de aldatmasın”[8] mealindeki ayet bu konuda her aşırın insanına ilahi bir ikazdır. Allah bağışlayıcıdır diyerek günahlara, tembelliklere, sefaletlere düşenler, Allah'ın bu ayetinden gafil olanlardır. Gerçi Allah, bağışlayıcı ve merhamet edicidir. Ancak Allah öyledir diye, mağrur olmak, Allah'a itaat etmemek izzet ve celâlini hesaba almamak ve azabından korkmamak da büyük bir yanılgıdır. Mü'min, Şeytanın hilesini (yüzüne çarparak başından defettiği gibi onun öncülerine davetçilerine karşı da daima şuurlu olarak hazır bulunur. Günümüzde Şeytanın esiri olan kişilerin veya toplumların bir özelliği de, hiç bir bilgi ye düşünceye dayanmadan, katı bir taassubla, islam dışı âdet ve gelenekleri taklid etmeleridir. Halbuki islam, insanları hurafeler ve batıl gelenekler zincirinden kurtarıp, kafalarına hür düşünce, aydınlık ve bilgi doldurmak istemiştir. Allah nizamının önüne dikilen, islam dışı gelenek ve sistemlerde birer şeytandırlar. Hem Allah'ın hem de nefislerinin rızasına uygun olan hususlarda, asıl mabud, Allah mı yoksa nefismi olduğu açık olarak belirmez. Bu durumda Allah'ın emri, insan nefsine ağır gelirde nefsin veya Allah'tan başka sevilen her hangi bir varlığın arzusu üstün görülürse, yapılan işin bir şeytanet olduğu bilinmelidir. Şeytan özellikle nefsin hoşlanacağı şeylerle insanı isyana sevkeder. Muhabbetlerini, Allah'a hasretmeyip dişilere, kadınlara yöneltenler, şeytana kul olmuşlardır. Şeytanlar, başka yollarla aldatmadıklarını daha ziyade kadınlarla aldatırlar ve şeytani ruhların ma'budu kadın olur. Çünkü insanoğlu kalbini Allah'tan uzaklaştırıp başka ma'budlara bağlarsa, şeytana doğru yönelir ve onunla artık arkadaş olur. Şeytan vesveselerle ona fenalıkları hoş gösterir, uyanarak hidayete gelmesini önler, gittiği yolun doğru olduğunu söyler. Böylece kişi kurulan tuzağa doğru şuursuzca ilerler.
İnsanları, medeniyet adı altında şeytanî metodlarla hayasızlığa sürükleyenler, çıplaklığa alkış tutanlar ve hayasızlığı iyilikmiş gibi gösterenler, günümüz dünyasmda çokça gördüğümüz şeytanlardır. Günümüzde şeytan hesabına çalıştırılan iletişim araçları, ruh ve bedenleri çıplak bırakma kampanyasını sürdüren din ve insan düşmanları, cehalet ve ahlaksızlığı hortlatan şeytan dostları az değildir. Her asırdaki şeytan yolu mensuplarının en belirgin özelliklerinden biri de çıplaklık ve namussuzluk yolunda çalışmalarıdır. Şeytan dostları, şeytanlarından aldıkları ilhamlarla, bu fitne metodunu uygulamaya devam ederler. Bu, şeytanla insan arasındaki savaşın bir yönüdür. O halde mü'minler şeytan ve şeytan dostları karşısında daha tedbirli olmak zorundadırlar. Bu tedbirin temeli de hiç şüphesiz Tevhid inancına sarılıp gereğince uygulamaktır.
Tevhidin, şartı, Allah'tan başkalarını yok farzetmek değil, ancak Allah'tan başkanlarını ilah olarak tanımamaktır.
İnsanların, Şeytan, iblis ve tağutların fitnelerinden korunmaları onların yanıltma noktalarını bilip, Kur'an'ın hükümlerine sarılıp Allah'a sığınmaları ile mümkündür. Takva libası, iman şuuru, Allah korkusu şeytanların her türlü fitnelerine en kuvvetli engellerdir. Bu özelliklere sahip olan insanlara şeytan ve temsilcileri etki edemez.
İmansızlıkla, şeytanlık arasında bir cazibe vardır. İmansız kalblere ve toplumlara şeytanlar musallat olurlar. Allah'a ve emirlerine inanmayanlar, şeytanlıkları sever, bütün eğilimleri de şeytanlık olduğundan, önlerine şeytanlar düşer, başlarına şeytanlar geçer ve kötülüğü iyilik diye savunur dururlar.
Kur'an ayetleri üzerinde iyice düşünüldüğünde şu gerçeği bulmak mümkündür; Allah'ın emirlerine bağlı isyandan, ayrılıktan, Allah'ın hakkına, kulların hakkına tecavüzden sakınan, Allah'ın rızasına aykırı davranışları bulunmayan insanların ideal bir toplum oluşturabilecekleridir. Şeytanların ve temsil ettikleri kötülüklerin bulunmadığı cemiyet, yaşamanın kaçınılmaz bir şartıdır.
Böyle bir cemiyette, insanların fıtratları bozulmaz, kadın erkek yerine, erkek de kadın yerine konulmaz, haram helal, helalda haram sayılmaz. Yine böyle bir cemiyette ruhların huzuru bozulmaz, mahluklar, halik (Yaratıcı) yerine konulmaz, batıl fikirler peşinde koşulmaz ve iblise uyulmaz. Kur'anî açıdan “Şeytan” terimini değerlendirirken bu noktayı da düşünmek durumundayız.
Artık açıkça anlıyoruzki insanlık, her an, iblis ve temsilcileriyle mücadele olayını yaşamaktadır ve bundan sonra da yaşayacaktır. Allah'ın her türlü günahlardan temîz olarak yarattığı insanlar, bu halleriyle cennetliktirler, yerleri orasıdır. Ancak onların ezeli düşmanı olan şeytan ve ordusu, şeytanî sistemler, insanları, ya doğrudan veya dolaylı olarak Allah'ın emrine isyan ettirip karşı çıkarıyorlar. Böylece o saf yaratılış, günahlarla kirlenirken, bu insanlar olabilecekleri cennetten kendilerini durmadan uzaklaştırıyorlar. Ya tevbe ederek tekrar Allah'a yöneliyorlar ya da günahta israr ederek sapıklığa batıyorlar.
Şu halde iblisle Âdem (a.s.) mücadelesi son bulmamıştır Allah'ın sonsuz nimetleri yanında, insanlara haram kılınanlar (yasaklar), Hz. Âdemle Havva'ya cennetde haram kılınan ağaç mesabesindedir. İrade yasaksız yeşermez. Allah'ın emrini tutmamak, ona karşı gelmek şeytan işidir ve insanı cennetten çıkarır. Tüm zamana hitabeden Allah'ın nizamının değişmez kuralı budur. “Ey Âdem oğulları, şeytan ana-babanızı, çirkin yerlerini onlara göstermek için elbiselerini soyarak cennetten çıkardığı gibi sizi de şaşırtıp belaya düşürmesin...”[9]
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Bakara: 2/208.
[2] A'raf:7/ 201.
[3] Nahl: 16/ 99.
[4] İsra: 17/65.
[5] Bakara: 2/34.
[6] Bakara: 2/257.
[7] Nisa: 4/51.
[8] Fâtır: 35/5.
[9] A'raf: 7/27.
İNTERNET RADYOMUZ. 24 SAAT YAYINDADIR.
RADYO FANİDUNYA FM
www.fanidunya.net