www.FaniDunya.Net |HUZURUN, DOSTLUGUN, KARDEŞLİGİN EN GENİŞ PAYLAŞIMIN TARAFSIZ, KALİTELİ, DEVAMLI HİZMETİN ADRESİ
FANİDUNYA NET iSLAMİ YAŞAM HAYAT TOLUM VE AİLE => İSLAMİ YAŞAM HAYAT TOLUM VE AİLE => Cin Şeytan, Sihir, Büyü => Konuyu başlatan: fanidunya NET - Şubat 18, 2025, 07:35:27 ÖÖ
-
(http://www.fanidunya.net/resimler/besmele.png)
Şeytana Kulluk Yapmayalım
“Şeytana inanmam” diyenle tartışmayınız.
Onun Allah celle eclalühe iman sorunu vardır. Onunla uğraşınız.
Başlık, Yasin süresinin 36/60’ıncı ayetinden alınmıştır.
Hani Abdurrahman İbni Cevzi’nin bir kitabı vardır.
İbni Kayyim el Cevziyye’nin İğase’tü-Lehfan isimli eseri vardır ki, tefsirciye nasıl şeytan uğrar?
Hadisçiye nasıl sataşır?
Şeytan bir zahide nasıl ısrarcı olur?
Fıkıhla uğraşanların yolunu nasıl sapıtır ona yol gösterir?
Kelam bilgisiyle, akait bilgisiyle uğraşan kişiye nasıl şeytan sataşır ve onu nasıl yolundan sapıtır?
Bu iki kitap, şeytanın bütün bunların yollarını tespitten sonra tedavisi için ve çıkış yollarını Kur’an ve sünnetten gösterir.
Şeytan önce solundan gelir, olmazsa sağından gelir.
Olmadı âlim, zahit kılığında gelir, sana doğru şeyler söyleyerek yapmakta olduğun daha doğru işi bıraktırır ve daha az faydalı işe yöneltir.
“Hocam şeytanı ben hiç görmedim” filan diyoruz, hissediyoruz, durup dururken insanın içine kötülük bırakıveren varlıktır.
Bir de içimize iyilik bırakan, ilham eden de vardır.
Rabbim iyilik bırakıveren meleği de yaratmış, kötülük bırakıveren şeytanı da yaratmış ve bize de irade vermiş Rabbimiz.
Bizim kendi irademizi Kur’an, sünnet ve bize iyilikler ilham eden ama Kur’an ve sünnete aykırı olmayana uymamız gerekiyor.
Şeytanın vesvesesini ilham olarak anlama tehlikesi de vardır.
Onun için hiçbir ilham, Kur’an ve sünnete aykırı olmaz.
Şeytanın bize musallat olmasını önlemenin en güzel yolu ona giriş kapısı bırakmamaktır.
Giriş kapısı da bir anlığına gönlün Allah’tan gafil olmasıdır. Meselâ, diyoruz ki: Saniyede ışığın hızı 300.000 km. değil mi?
Peki, karanlığın hızı oda 300.000 km’dir.
Bir yerden ışığın hızı ne kadar hızlı çekilirse aynı hızla yerini karanlığa terk eder.
Allah (C.C.) zikrinden gafil olunursa yer boş demektir. Boş olan yere aynı hızla şeytan bir başka şeyin zikrini veriverir.
Mevla, Mevla, Mevla, diyen var.
Leyla, Leyla, Leyla diyen var.
Mevla diyenle, Leyla diyenler aslında birer ihtiyaç karşılıyorlar.
Kendisi gibi insanların koyduğu kriterleri kendisini yaratan, yaşatan Rabbinin indirdiği hükümlere tercih ederek kula kullukla tatmin olanlarla, Allah’a kul olmayı tercih edenlerin her ikisi de tapınma ihtiyacını karşılamış olurlar.
Bu yeryüzünde müminle kâfirin yaptığı, görünüşte birbirinin aynısı gibi.
Orada Rabbimin emrine itaatle sevap kazanılıyor. Yoksa evlenen insanla, zina eden insanın yaptığı şey aynı gibidir.
Aynı işi yapıyorlar fakat evlenen insan Allah’ın (C.C.) mülkünde, Allah (C.C.) vermiş olduğu bedenle, Allah’ın iradesi doğrultusunda, emri doğrultusunda hareket etmiştir.
Kâfir de kendisi gibi insanların kriterlerine göre zina ederek kula kulluk yaptığından kendisinin daha doğru olduğuna inanır ama anasıyla veya kendi hanımıyla kimsenin zina etmesine gönlü razı olmaz.
Aslında sarhoşun narasıyla, dervişin duası ikisi de bir ihtiyacı karşılıyor.
İkisi de bağırıyor, ama birisi ‘Allah’ diye bağırıyor, birisi de ‘Yallah’ diye bağırıyor.
Köşe başında en büyük Rusya diyen veya en büyük Amerika diyenle minareden, “En büyük Allah” diyen de bir ihtiyacı karşılıyor ama birisi doğruyu yerine getiriyor.
Yani biz insanları pislikten kötülükten alıkoyarken, meydanı ifsat çetelerine bir anlığına bile bırakmayacağız.
Kâfirlik karanlığından kurtardığınız insanı, boşta bırakmamaya dikkat edilecek.
Uyuşturucuyu bırakanı başıboş bırakıverirseniz geri döner.
Onu dostluk, arkadaşlık, kardeşlik, sevgi ve saygıyla öyle kuşatacaksınız ki uyuşturucuya ihtiyaç hissetmesin.
Ne cihadın adı cenk olmuş, imanın verdiği coşku zayıflamış, dıştan davul başlamış, mehter başlamış.
Mehter insanı coşturur mu? “Coşturur hocam; bak! Tüylerim diken diken oldu” diyor.
Rabbimizde imanı kâmile sahip Müslümanları tarif ederken:
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ إِذَا ذُكِرَ اللَّهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَإِذَا تُلِيَتْ عَلَيْهِمْ آَيَاتُهُ زَادَتْهُمْ إِيمَانًا وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ
“Müminler ancak o kimselerdir ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir, Allah'ın ayetleri okunduğunda imanları artar ve Rablerine tevekkül ederler” diyor. (Enfal süresi ayet 8/2, Hac süresi ayet 22/35)
Hafi/gizli zikir ve cehri/açık zikir vardır. İkisi de caizdir. Bazı tarikatlar cehri/açık bazı tarikatlar hafi/gizli zikir yaparlar.
Bir araya gelerek zikir yaparlar. Bu bir araya gelmede dıştan etkilenme vardır.
Kendi evinizde kendi halinize zikrediniz birde toplu halde zikrediniz. Cehri zikir toplantısında biraz daha fazla etkileneceksiniz.
Çünkü orada kendi iç dünyanızın etkisi ve bir de yanınızdakilerin etkisi vardır.
Yani dış etkiyi inkâr etmiyoruz ama asıl olan içten kaynamaktır.
İçten gelmelidir.
Bunun sağlanabilmesi için de belirli bir zaman devam etmek gerekir.
Mahmut Toptaş.
İNTERNET RADYOMUZ. 24 SAAT YAYINDADIR.
RADYO FANİDUNYA FM
www.fanidunya.net