www.FaniDunya.Net |HUZURUN, DOSTLUGUN, KARDEŞLİGİN EN GENİŞ PAYLAŞIMIN TARAFSIZ, KALİTELİ, DEVAMLI HİZMETİN ADRESİ
FANİDUNYA NET DUALAR, ZİKİRLER SALALAVATLAR, HADİS'İ ŞERİFLER => HADİS'İ ŞERİFLER => Konuyu başlatan: webtasarim - Kasım 18, 2024, 08:47:54 ÖÖ
-
Şeytan (İblis-Tâğût) La İlgili Hadisleri
Câbir (r.a.)den, Resulullah (s.a.v.)ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Kapını kapa ve Allah'ın (c.c.) adını an. Şeytan (Besmele ile kapanan) hiç bir kapalı kapıyı açamaz.”
Abdullah b. Ömer (r.a.) den, Resulullah (s.a.v.)ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir. “Sizden biriniz yemek yerse sağ eliyle yesin. İçtiği zaman da sağ eliyle içsin. Şüphesiz şeytan sol eliyle yer ve içer.”
Urve b. Muhammed b. Sa'di (r.a.)den, Resulullah (s.a.v.)ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir. “Gazab (öfke) şeytan'dandır. Şüphesiz şeytan ateşten yaratıldı. Ateş kesinlikle su ile söndürülür. Biriniz öfkelendiğinde abdest alsın.”
Ebu Zer (r.a.) den, Resulullah (s.a.v.)ın şöyle buyurduğu rivayet edilir: Peygamber (s.a.v.) “Cin ve insan şeytanlarından Allah'a sığınırız” buyurdu. Ebu Zer: Ey Allah'ın Resulü! insanlardan da şeytan varmıdır? diye sorunca, Peygamberimiz (s.a.v.): “Evet” buyurdu ve “Böylece biz her peygambere cin ve insan şeytanlarını düşman kıldık...” [1] Mealindeki ayeti okudu.
İbni Kesir Tefsirinde, Sahihi Müslimde, İyad b. Hammad (r.a.)ın, Resulullah (s.a.v.)dan şu hadisi rivayet ettiği bildiriliyor: “Allahuteala, şöyle buyurur: Kullarıma verdiğim her mal onlara helaldir. Ben kullarımı hanifler (Allah'a eş koşmayan) olarak yarattım. Şeytanlar onlara geldi, onları dinlerinden alıkoydu ve onlara helal kıldığım şeyleri haram etti (haram kıldıklarımı da helal kıldı).”
Ebu Umâme (r.a.), Resulullah (s.a.v.)ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Ey Ebu Zerr! İnsan ve cin şeytanlarından Allah'a sığındın mı?
Ebu Zerr: Ey Allah'ın Resulü insanlardan da şeytan var mı diye sorar. Resulullah (s.a.v.)
“Evet” der ve “insan ve cin şeytanları bir kısmı bir kısmına fısıldar...” [2]Mealindeki ayeti okur.
Bir başka rivayette, Ebu Zerr: “Ey Allah'ın Resulü, insan şeytanlarıda mı var?” diye sorduğunda, Resulullah (s.a.v.) “Evet”, onlar (insan şeytanları) cin şeytanlarından daha kötüsüdür.” Buyurdu.
Hz. Aişe (r.a.)'den Resulullah (s.a.v.)ın şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Melekler nurdan yaratılmışlardır. İblis ise alevli ateşden yaratıldı...”
Yine Hz. Aişe (r.a.)den, Peygamberimizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Allah, melekleri arşın nurundan, cinleri alevli ateşden yarattı.”
Ebu Hüreyre (r.a.) den, Resulullah (s.a.v.)ın şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Ademoğlu secde ayetini okurda secde ederse şeytan ağlayarak uzaklaşır ve şöyle der: Yazıklar olsun bana! Ademoğlu secde ile emredildi de hemen secde etti, ona cennet var. Bende secde ile emrolundum, secde etmekten büyüklendim (secde etmedim) bana da cehennem var.”
I'yaz b. Hımarul Mecaşiy den, Resulullah (s.a.v.)ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
“Allah ben kullarımın hepsini hanifler (Allah'ı inkârdan ve O'na eş koştan uzak olarak) yarattım. Şeytanlar onlara gelip, onları dinlerinden uzaklaştırdı ve sap tirdi. Onlara helal kıldığım şeyleri, şeytan onlara haram kıldı. İnsanlara, bana şirk (ortak koşmalarını ve yarattığım hilkati (yaratılıştaki temizliği, günahsızlığı) değiştirmelerini (İsyankâr olmalarını) onlara emretti.”
Cabir (r.a.)den: Resulullah (s.a.v.)ın şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Şeytan her işinizde, hatta yemek yerken dahi sizin yanınızda bulunur. Birinizin lokması elinizden düşerse onu alıp, üzerindeki toz ve toprağı giderip temizlesin ve yesin. Şeytana bırakmasın...”
Abdullah b. Mes'ud (r.a.), Resullullah'ın şöyle buyurduğunu rivayet eder: “Şüphesiz şeytanın insanoğlunun kalbine koyduğu şeyler yine meleğinde onun hatırına getirdiği ve kalbine koyduğu şeyler vardır. Şeytanın kalbe koyduğu şeyler, tekrar kötülüğe dönmek ve hakk'ı yalanlamaktır. Meleğin hatıra getirdiği şeyler ise tekrar iyiliğe dönmek ve hakkı tasdik etmektir. Her kim kendinde, hayıra çağıran bir tesir (etken) bulursa bilsinki, o Allah'dandır. Kimde kötüye sevkeden bir tesir bulursa (bilsinki o da şeytandır) hemen şeytandan Allah'a sığınsın. Sonra Resulullah (s.a.v.) “Şeytan sizi fakirlikle korkutur, (fakir düşeceğinizi söyleyerek sadaka vermekten geri kalmanızı ister) ve size çirkin şeyleri yapmanızı emreder. Allah ise size mağfiret ve lütuf va'dedîyor. Şüphesiz Allah (ın lutfu) geniştir. O bilendir. [3] mealindeki ayeti okudu.
Ebu Hureyre (r.a.)den: Şöyle demiştir: Resulullah (s.a.v.) buyurduki “Namaza nida edildiği vakit (ezan okununca), Şeytan ezanı işitmemek için (ezan sesini duyamıyacağı yere kadar) geri dönüp (tam bir telaşla) yellene yellene kaçar. Ezan bitince, yine (vesvese vermek için) döner gelir. Namaz için ikamet edilince yine (evvelki gibi) geri dönüp kaçar. İkamet de bitince yine (vesvese için) gelip insan ile nefsi arasına sokulur.
Falan şeyi hatırla diyerek (namazdan evvel insanın) hiç de aklında olmayan şeyleri hatırlatır (durur). İnsan kaç kıldığını bilmez oluncaya kadar onunla uğraşır.”
Enes b. Malik (r.a.)den, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kan, beden içinde nasıl dolaşırsa (akarsa), insanın içinde de şeytan öyle dolaşır...”
Safiye bint-i Huyeyne (r.a.)den rivayete göre, şöyle demiştir: Resulullah (s.a.v.), (Ramazanın son on gününde) mescitde i'tikafda iken, O'nu geceleyin ziyarete gelmiştim. Onunla biraz konuştuktan sonra dönmek üzere ayağa kalktım. Resulullah (s.a.v.) da beni menzilime geçirmek üzere benimle beraber kalkmıştı. (Ümmü Seleme'nin odası önündeki mescit kapısına gelindiğinde) Ensar'dan iki kişi oradan geçiyorlardı.
Peygamber (a.s.)i görünce sür'atle yürüdüler. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.), bunlara: “Acele etmeyiniz. Yanımdaki kadın Huyeyn'in kızı Safiyye'dir. buyurdu”. Bunlar: “Sübhânallâh! Hakkınızda hayırdan ve iyi düşünmekten (hüsn-i zandan) başka ne düşünebiliriz, dediler. Resulullah (s.a.v.): “Şeytan insan (ın vücudun)da deveran eden kan mesabesindedir. Ben sizin kalblerinize şeytanın kötü bir şüphe bırakmasından korktum” buyurdu.
Ebü'd-Derdâ (s.a.)dan; Resulullah (s.a.v.)ın şöyle buyurduğunu işittim: “Köyde (Şehirde) veya kırda üç kişi olup ta, onlar aralarında namazı cemaatle kılmazlarsa şeytan onlara galip gelir ve onları tesiri altına alarak (Onlara Allah'ı ve emirlerini unutturur). Size cemaat gereklidir, sürüden ayrılan koyunu kurt kapar.”
Ebû Said el-Hudri (r.a.), Resulullah (s.a.v.)ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Sizden biriniz namazda iken, önünden geçene müsade etmesin. (Namazın önünden geçmemesi için ona engel olsun) (Namazın önünden geçme işinde direten) kişiyi bu işinden alıkoysun). Şüphesiz (namazın önünden geçme işinde direten) o şeytandır” (Yani onu bu işe sevkeden şeytandır.)
Osman b. Ebu'l-Âs-es-Sakafi (r.a.)den, Resulullah (s.a.v.) in şöyle buyurduğu rivayet edilir. Osman b. Ebul Âs es-Sakafi peygamberimize gelip şöyle dedi:
“Ey Allah'ın Resulü, şeytan benimle namazımın (namazda okumamın) araşına girdi ve okumamı karıştırdı.” (Resulullah (s.a.v.) ona şöyle dedi:
“Bu şeytandır ona “Hanzeb” denilir. Onu hissettiğin zaman ondan Allah'a sığın.”
Ebu Hureyre (r.a.)den, Resulullah (s.a.v.)’ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Sizden biriniz namaz kılmak için kalktığında ona şeytan gelir ve kalbine vesvese atarak namazını örter. Hatta o kişi kaç rek'at kıldığını bilemez hale gelir. Sizden biriniz bu durumda kalırsa (yani kaç rek'at namaz kıldığını bilemez bir duruma düşerse) oturduğu zaman (yani namazın son oturuşunda) iki yanılma (sehiv) secdesi yapsın.”
Hz. Aişe; şöyle dedi: Resulullah (s.a.v.)a, namazda göğsünü kıbleden çevirmemiş olduğu halde, başını sağa ve sola çeviren kimsenin namazı (nın durumu) hakkında sordum. Resulullah (s.a.v.) şöyle bu-yurdu: “O hırsızlıktır, çarpmaktır. Şeytan onu kulun namazından (namaz kılanı bu işi yapmaya sevkederek) çalar. Yani kulun namazının ikmal edilmesinden şeytanın, çaldığı bir şeydir.”
Cabir b. Abdullah (r.a.) dan, Resulullah (s.a.v.)ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
“Bir kişi evine girdiği ve yemek yediği an, Allah'ın adını anarsa (Besmele ile eve girip, yine besmele ile yemeğe başlarsa), şeytan kardeşlerine: Size (burada) geceleyebileceğiniz bir ev ve yiyebileceğiniz bir yemek yok der. (Eğer) bir kişi eve girerken Besmele ile girmezse, şeytan ( kardeşlerine): siz (kalabileceğiniz) bir, ev buldunuz; Yemek yerkende Besmele çekmezse, (yiyebileceğiniz) bir yemek de buldunuz der.”
Ebu Hureyre (r.a.) den, Resulullah (s.a.v.): “Evlerinizi kabir haline getirmeyin (Kur'an'ın hükümlerinden ve okunmasından mahrum bırakmayın) Zira Bakara suresinin okunduğu evden şeytan kaçar. Çünkü onları saptırmaktan ümidini kesmiştir.”
Zeyd b. Erkam (r.a.) dan rivayete göre, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Şüphesiz bu (kaza-i hacet yerlerinde) Tuvalet yerlerinde şeytanlar hazır bulunurlar. (Bunun için) sizlerden biriniz tuvalete gitmek istediğinde, şeytanlardan, kötü işlerden ve kötü hasletlerden Allah'a sığınırım”, desin.
Berra b. Âzib (r.a.) şöyle dedi: Resulullah (s.a.v.) a, develerin kaldığı yerde namaz kılmaktan sorulduğu zaman şöyle buyurdu: “Develerin kaldığı yerde namaz kılmayın. (Çünkü kirli bir halde bulunuşları, namazın huzur içerisinde kılınmasını olumsuz şekilde etkiler).”
Ebu Zerr (r.a.) den, Peygamberimiz (s.a.v.)ın şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Siyah köpek şeytandır” (Kötülüğü ve zararı temsil ettiği için bu şekilde anılmıştır) .”
Selmân-ı Fârisi (r.a.), Resulullah'ın, şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Eğer güç yetirip, imkân bulabilirsen, çarşıya-pazara ilk giren ve oradan en son ayrılan olma. Çünkü çarşı-pazar şeytanın savaş alanıdır.
Ebu Hureyre (r.a.) den, Resulullah (s.a.v.)ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Uyku halindeyken şeytan (gelip) birinizin başının arkasına üç düğüm bağlar. Her düğümü eliyle sıkıca bağlarken; (önünde) uzun bir gece var uyu der. Eğer o kişi gaflet uykusundan uyanırda (Allah'ı dili veya kalbiyle) zikrederse bir düğüm çözülür. Abdest alırsa diğer düğümde çözülür. (Nihayet kalkıp) namaz kılarsa son düğüm de çözülür, böylece o kişi dinç olarak sabahlar. Ancak böyle yapmayıp (şeytana itaat ederse) nefsi habis (kalbi mahzun) ve tembel olarak sabahlar.”
Câbir (r.a.), Resulullah (s.a.v.)den işittim, şöyle buyurdu: “Muhakkak şeytan, müslümanların kendisine (putlara) tapacaklarından umudunu kesmiştir. Lakin müslümanların aralarına husumet, fitne ve fesat düşürmeye çalışacaktır.”
Hufeyfe (r.a.) den, rivayet edilmiştir. Şöyle dedi: Resulullah (s.a.v.) ile beraber sofrada bulunduğumuzda ondan önce yemeğe elimizi uzatmazdık. Günün birinde, Peygamberle bir sofra başında bulunurken bir cariye, sanki atılırcasına geldi ve peygamberden evvel yemeğe el uzattı. Resûl-i Ekrem onun elini tuttu ve “Üzerine Allah'ın ismi zikredilmeyen yemeği şeytan benimser. Bu yemeği benimsemek için bu cariyeyi getirdi, bundan dolayı elini tuttum. Aynı maksatla bir bedeviyi getirdi, onun da elini tuttum. Allah'a yemin ederim ki şeytan'ın eli, bunların elleriyle beraber elimde idi, buyurdu.” Sonra Allah'ın adını zikrederek yemeğe başladı.
Ebu Said el-Hudri (r.a.) den, Resulullah (s.a.v.)ın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir:
“Şeytan (İblis), Allah'a-O'nun izzet ve yüceliğine yemin ederek- şöyle dedi: Ademoğlunun ruhları cesetlerinde olduğu müddedce onları sapıtmaya devam edeceğim. Allah da şöyle buyurdu: “Yüceliğim ve izzetim hakkı için, onlar günahlarının bağışlanmasını (benden) istedikleri sürece de ben onları affedip, bağışlayacağım.”
Ebu Malik el-Eş'âri (r.a.), Peygamberimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Size Allah'ı zikretmenizi (her işinizde Allah'ı ve O'nun ilâhi buyruklarını unutmamanızı, O'nu hatırlamanızı) emrederim. Allah'ı her işinde anan kimsenin misali, kendisini süratle kovalayan (takip eden) düşmana karşı, kendini sağlam bir kaleye sığınarak koruyan kişi gibidir. Kulda böyledir. O kendini şeytandan ancak Allah'ı anarak koruyabilir.”
Kur'andaki ayetlerden ve Hz. Muhammed (s.a.v.) in hadisi şeriflerinden, şeytanın (iblisin) öz varlığını, sahip olduğu özellikleri, insanları saptırma yollarını ve şekillerini, insanları nasıl tesiri altına aldığını çok açık bir sekide öğrenmekteyiz.
Kur'an'da, İblis, -bilhassa Âdem (a.s.) in yaratılışına ait ayetlerde- Hz. Adem'in yaratılışına muhalefeti ve Allah'ın, Hz, Âdem'e secde emrine itiraz etmesi, Hz. Âdem ve Havva'yı yanlış yola sevketmesi ile tanıtılmaktadır. Hz. Âdem ile Havva Cennet'te bulundukları sırada, yasaklanmış ağacın meyvesinden yemeleri için onları yanılttığını (iğva), daha sonra iblisin, Âdem ve Havva'nın, Cennet'den kovulduklarını görüyoruz.
İblisin, Cennet'den kovulduktan sonra, cezasının kıyamet gününe kadar ertelenmesi ve serbest bırakılması için Allah'tan izin istediğini, bu isteğinin kabul gördüğünü de yine ayetlerden açık olarak anlamaktayız. Ayrıca iblise, Allah'ın sadık kulları olmayan herkesi, sapıklığa sevketme gücünün verildiğini, kıyamet gününde iblis ve ona tabi olanların Cehenneme atılacaklarını da geçen ayet ve hadislerden öğrenmiş oluyoruz.
Burada açıklığa kavuşturulmasını gerekli gördüğümüz bir kaç noktaya değinmek istiyoruz. Bunlar da “iblisin neden yaratıldığı, meleklerden mi cinlerden mi olduğu, zürriyyetinin (neslinin) varlığı ve yaşantısı konularıdır.”
İblisin, ateşten, (nâr-ı semûm) isabet ettiği her şeyi yakan semum ateşinden, yaratılmış olduğu ayet ve hadislerde bildirilmiştir. “Allah buyurdu: Sana emrettiğim halde seni secde etmekten alıkoyan nedir? (İblisi “Ben ondan hayırlıyım dedi. Beni ateşten yarattın O’nu (Âdemi) çamurdan yarattın.”[4]
Urve b. Muhammed b. Sa'di (r.a.)'den, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Gazab (öfke) şeytandandır. Şüphesiz şeytan ateşten yaratıldı.”
Hz. Aişe (r.a.) den, Peygamberimizin şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: “Melekler nurdan yaratılmışlardır. İblis ise alevli ateşten yaratıldı.” Yine Hz. Aişe (r.a.) den rivayet edilen bir hadiste, Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Allah, melekleri arşın nurundan, cinleri de alevli ateşten yarattı.”
İblisin cinlerden olduğu, cinlerinde ateşten yaratıldığını şu ayetlerden öğreniyoruz: Meleklere: “Âdeme secde edin!” dedik, secde ettiler. Yalnız iblis (etmedi) o cinlerdendi...[5]
“Cinne gelince onu da (insandan) daha önce (vücudun gözeneklerine) nüfuz eden çok sıcak ateşten yarattık.[6]
“Cinleri de (Allah) halis ateşten yarattı.” .[7]
Açıklığa kavuşturulması gereken bir diğer konuda iblisin, meleklerden mi yoksa cinlerden mi? olduğu konusudur. İslâm bilginleri bu konuda ihtilaf etmişlerdir. Bu görüşleri genelde iki bölümde belirtmek mümkündür.
a- İblis, meleklerdendir görüşünde olanlar.
b- İblis cinlerdendir görüşünde olanlar.
Her iki görüşün sahiplerinin ileri sürdükleri delilleri kısaca belirtmekle yetineceğiz.
iblisin, “meleklerden olduğunu” savunanlar, şu ayeti görüşlerine delil getirirler: “Meleklere: Âdeme secde edin demiştik, hemen secde ettiler, yalnız iblis diretti, böbürlendi, inkarcılardan oldu.”[8] Ayetteki istisna, “muttasıl istisna” (istisna edilenin cinsinden kabul edilmiş ve iblis meleklerden) sayılmıştır. Ayrıca iblisin mukarreb bir melek olduğu da iddia edilir.
İblisin “cinlerden olduğunu” kabul edenlerin delilleri de şunlardır.
a- Ayet'teki “istisna” “munkatı istisna” (istisna edilenin cinsinden ayrı) olduğu için iblis, meleklerden ayrı bir cins olarak kabul edilmiştir. Onların arasında bulunduğu için onlarla beraber anılmıştır.
b- Melekler, günah işlemekten uzaktırlar “...Allah'ın kendilerine emrettiği şeylerde O'na karşı gelmeyen emredildikleri şeyi yapan melekler vardır.”[9] Oysa, iblis, Rabb'inin emrine karşı geldi.
c- Melekler nurdan, iblis ise ateşten yaratıldı. Tabiatları ayrıdır.
d- Meleklerin zürriyyeti yok iblisin ise zürriyyeti vardır. “...Şimdi siz (kibir ve gurura kapılmak suretiyle) beni bırakıp onu ve onun neslini dostlar mı ediniyorsunuz?”[10] mealindeki ayet iblisin zürriyetinin varlığını gösterir.
e- Bu konuda en kesin delil “...İblis, cinlerdendi, Raobinin emrinden dışarı çıktı.” [11]Mealindeki ayettir.
Zemahşeri, İblisin cinnîden başka birşey olmadığını ve “melek” adının Kur'an'da, zikredilmiş olan her iki sınıf varlık manasına geldiğini iddia eder.
Başkaları, cinlerin, Cennet'in nezareti vazifesini gören bir melekler zümresi olduğunu, adlarının bundan geldiğini söylerler.
Delillerinin kuvvetli olması nedeniyle, “iblisin cinlerden olduğu” görüşünü tercih edenler daha çoktur.
İblisin zürriyyetinin var olduğu da ayette açık bir şekilde bildirilmiştir. “...Beni bırakıp onu (iblisi) ve neslini dostlar mı ediniyorsunuz?” [12]
İblisin zürriyyeti ve çoğalması hususu ise, değişik şekillerde açıklanmıştır. Önce, iblis'in kendi sulbünden gelen bir zürriyyetinin olup olmadığı konusu üzerinde değişik görüşler ileri sürülmüştür. Bu konudaki görüşler de iki gurupta toplanabilir.
a- İblisin kendi soyundan, sulbünden gelen bir zürriyyeti, nesli vardır görüşü.
b- İblisin kendi soyundan gelen bir zürriyeti yoktur görüşü. Bunlardan birinci görüşte olanlar şu hadisi delil getirirler: Selman (r.a.) dan, Rivayet edilen bir hadiste, Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur;
“Çarşıya-pazara ilk giren ve oradan son çıkan sen olma. Orada şeytan yumurtlar ve yavrular.” Bu hadis İblisin kendi sulbünden gelen bir zürriyyetinin var olduğuna delildir.
İblisin zürriyyetinin çoğalması hususunda Âdemoğullarının isyanından dolayı her sevinmesinde, iki yumurta yumurtladığı ve bu yumurtalardan yavrular çıktığıda söylenir.
İkinci görüşü benimseyenlere göre ise, iblisin ne evladı ne de zürriyyeti yoktur.
Onun zürriyyeti ile ilgili ayetlerde Allah, iblise uyarak onun tebaından olup, insanlara vesvese vererek Âdemoğlu'nun düşmanı kesilenlerin var olduğunu bildirmiştir.
Kehf suresinin 50. ayetinde kastedilen mana şudur: İblis, Âdeme karşı, aslının ve şerefinin daha yüksek olduğunu iddia ederek büyüklendi ve Allah'ın emrine karşı çıktı.
Allah bu ayette, müslümanları küçük görüp, kendilerini büyük görmekle övünen kâfirlere, sanki şöyle demektedir. Şüphesiz siz bu sözleriniz ve davranışlarınızla, Âdeme secde emrinin karşısında isyan eden iblise uydunuz. Hemde iblisin size düşman olduğunu bildiğiniz halde onun yolunu tuttunuz. O da nesebiyle, şerefiyle övünüp büyüklendi, sizde aynı sebepten dolayı hak dini kabul etmiyorsunuz. Allah'ın emrine karşı geliyorsunuz. Bu ayet onları, Allah'a ve O'na iman etmiş olan müslümanlar üzerine kibirlenmekten ve böylece iblise uymaktan sakındırıyor.
İblisin, yaşantısını pis ve kötü yerlerde sürdürdüğüne, yiyeceğinin içeceğinin haram, ve pis şeyler olduğuna işaret eden hadisler de vardır. Nitekim, Zeyd b. Erkam (r.a.) dan, Resulullah (a.s.v.)ın şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Şüphesiz kaza-i hacet yerlerinde (pis yerlerde, tuvaletlerde) şeytanlar hazır bulunurlar. Bunun için sizden biriniz tuvalete gitmek istediğinde şeytanlardan, kötü işlerden ve hasletlerden Allah'a sığınırım desin” buyurdu.
Huzeyfe (r.a.) den rivayet edilen bir hadiste de, Resulullah (s.a.v.)ın Şöyle buyurduğu rivayet edilir; “Üzerine Allah'ın ismi zikredilmeyen yemeği şeytan benimser...”
Bu hadisi şerifler, şeytanların pis ve kötü yerlerde bulunduklarını, yiyip içmelerinin var olduğunu gösterir.
İblis, harabelerde, pis yerlerde vakit geçirmek mecburiyetindedir. Yiyeceği, putlar için kesilen hayvanların etidir, içeceği şarap, eğlencesi musiki raks ve müstehcen şiirdir.
İblisin ve onunla eş anlamlı olan şeytan ve Tâğûtun öz varlıkları hakkındaki bu açıklamalardan sonra, ayet ve hadislerde bildirilen özelliklerini de belirterek bu bölümü tamamlamak istiyoruz.
Şeytanın en belirgin yönü ve özelliği, Allah'ın emrini, dininin hükümlerini beğenmemek suretiyle kibirlenmek ve insanları küçük görmektir. Allah'ın hükümlerinin karşısında böbürlenen her varlık, her sistem bir iblistir. Böyle yapmak da bir şeytan işidir. Resulullah (s.a.v.) ın, şeytanın bu özelliğini açıklıyan şu hadisi dikkat çekicidir. “Kibir, hakkı kabul etmemek ve insanları küçümsemektir.”
İnsanları, Allah'ın dininin dışına çıkarmak, çeşitli hilelerle onları kandırmak, Helâl ve temiz olanları haram, haramları helâl kabul etmek, daima çirkini ve kötülüğü emretmek de şeytanın en bariz özelliklerindendir.
Konuya Ayet ve hadislerin ışığı altında baktığımızda şeytanın, Tâğûtun temel özelliklerini şöyle özetleyebiliriz.
İnsanları, İslam'ın aydınlık ve huzurlu yaşayışından, küfürün, imansızlığın karanlığına iten sistemler, tağutun ta kendileridir. İnsanları Allah'ın yolundan çıkartıp saptırmak onları kendi kötülüklerinin etkisi altına almak, Allah'ı inkâr edip O'na isyan edenleri daha iyi göstermek, Allah'ın dinine karşı savaş açmak, onlara iştirak etmek, dişilere, putlara tapmak, insanları hak yoldan saptırmayı gaye edinip, Allah'ın lanetine uğramak, insanları hurafelere boğmak, onları isyana sevkederek temiz fıtratlarını değiştirmek, Allah'ı ve O'nun ilahî dinini unutturan her varlık, her iş şeytandır ve şeytanîdir. Ayrıca, günahı, kötüyü süslü ve cazip göstermek, gerçek dışı yaldızlı sözler söylemek, Allah'ın dinine karşı çıkmaları için insanları ayartmak, Allah yolunda gidenlere düşman olmak, Alladın emri önünde eğilmemek, secdeye varmamak, yalan yere yemin etmek, fuhşu, kötülükleri yayarak insanları kötü emellerinin peşine takmak, içten veya dıştan gelen her türlü kötü duygu ve düşüncelerle insanlar araşma fitne sokmak, her konuda israf edip aşırı gitmek, evlatları, malları Allah'a ortak koşup haram yollardan kazanca sevk etmek aldatmak, her türlü kötülüğe yol açıp Allah'a itaatin dışına çıkmak, Allah hakkında bilmeden tartışmak, öfkelenmek, gazablanmak, Tevhid gerçeği karşısında telaşlanıp kaçmak, kalbe şüphe atmak da şeytanın işlerindendir. Kısaca Allah'ın dininin hükümlerinin yerine getirilmesine engel olarak, insanları Allah'ın dininden alıkoyan her varlığın her sistemin İblis, şeytan ve tağut olduğunu söylemek rahatlıkla mümkündür.
İnsanlar, görünürler. Ancak onların kötülüklerinin esası ve şeytanlığı görünmez eserleri ile belli olur. İnsan şeytanında bile şeytanlık gizli bir özelliktir. Bunun için şeytan ismi, gizli bir kötü kuvvet veya kötü ruh anlamına da gelmektedir. Habis ve ahbes olan maddi ve ruhi güçlerin hepsinin şeytan olduğu böylece anlaşılmış oluyor,
Yaratılışta her cins, bir ilk fertle başlamış olduğundan, şeytan denilincede bu cinsin başı olan iblis hatıra gelmektedir ki açık özelliği Allah'a isyandır. Buna göre Allah'ın ilahî vahyinin ürünü olan hak dinin hilafına, O'na karşı çıkanlar birer şeytan sayıldığı gibi, onların peşine düşenlerde şeytana tabi olanlardır. Çünkü Allah'a itaat, insanı O'na kulluğa sevkettiği gibi Allah'a isyan da günaha sevkeder, böylece şeytana uyulmuş olunur. İnsanı isyana götüren her şeyin arkasında şeytanın bulunduğunu unutmamak gerekir. İnsanları kendi hakimiyetleri altına alarak putlaşmak isteyenlerin, Hak dinin değer ölçülerini kabullenmeyenlerin, birer iblis ve birer insan şeytanları oldukları bilinmelidir.
Hemde bunlar ilhamlarını öteki şeytanlardan alırlar. Gerçeklerle dolu kalblere vesvese vererek, insanı isyana teşvik eden, küfrü güzel gösteren şeytanlardan...
Şeytanlık, inatçılık yapmak, hak yoldan çıkmak ve şerre sığınmaktır. Bu sıfatlar cinlerde olabileceği gibi insanlarda da olabilir. Bu hakikat, realiteler dünyasında da görülmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------
[1] En'âm: 6/122
[2] En'âm: 6/112.
[3] Bakara: 2/268
[4] Araf: 7/12.
[5] Kehf: 18/50.
[6] Hicr:15/ 27.
[7] Rahman: 55/15.
[8] Bakara: 2/ 34.
[9] Tahrim: 66/6.
[10] Kehf: 18/50.
[11] Kehf: 18/50.
[12] Kehf: 18/50.
İNTERNET RADYOMUZ. 24 SAAT YAYINDADIR.
RADYO FANİDUNYA FM
www.fanidunya.net