* FANİ DUNYA FORUM HABERLER

Gönderen Konu: Buluntu Mal  (Okunma sayısı 153 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı türkiyem

  • Administrator
  • *****
  • İleti: 2230
Buluntu Mal
« : Nisan 10, 2023, 02:05:54 ÖS »


Buluntu Mal

Buluntu malla ilgili fıkhî düzenlemeler İslâm hukukunda lukata terimiyle
ifade edilir ve literatürde de bu başlık altında incelenir.

İslâm dini, müslümanların güvenli ve huzurlu bir toplum düzeni kurmalarını
ve böyle bir toplumda yaşamalarını hedeflediğinden, genellikle
karşılaşılan toplumsal meseleleri hem ahlâkî ve hem de dinî ve hukukî
boyutta ele almış, toplumda istikrar ve düzen sağlamak istemiştir. Bu cümleden
olmak üzere Kur’an, müslümanların doğru, âdil, hakkaniyetli olmalarını,
emaneti ehline vermelerini emretmiş, insanların haklarını eksik vermelerini
ve başkalarının mallarını haksız şekilde yemelerini yasaklamış, bunları
İslâmî hayat tarzının temel ilkeleri arasında saymıştır. Hz. Peygamber de,
sahibi tarafından kaybedilip bir başkası tarafından bulunan eşya ve hayvanlarla
ilgili olarak birtakım ilkeler koymuş, bazı emir ve tavsiyelerde
bulunmuştur. Ancak alınan önlemlerin ve yapılan tavsiyelerin o günkü
toplumun imkânlarıyla sınırlı olduğunu, burada asıl amacın malların zayi
olmasını önleyip gerçek sahibine ulaşmasını sağlayıcı bir mekânizmayı kurmak
olduğu söylenebilir.

Buldukları malları ne yapacaklarını soran sahâbîlere Hz. Peygamber,
buldukları bu malı muhafaza edip bir yıl süre ile ilân etmelerini ve sahibini
araştırmalarını, beklemelerini, bu esnada malın sahibi çıkıp gelirse iade
etmelerini, gelmezse yanlarında emanet olarak bulunmakla birlikte o malı
harcayabileceklerini, kullanabileceklerini, bir gün sahibi çıkıp gelirse yine
iade etmelerinin gerektiğini ifade etmiştir (Ebû Dâvûd, “Lukata”, 1).

Bir  başka hadiste de, “Kim bir yitik malı bulursa, iki âdil kimseyi olaya şâhit
yapsın, gizleyip saklamasın. Sahibini bulursa ona iade etsin. Bulamazsa o
mal Allah’ın malı hükmünde olup Allah onu dilediğine verir” (Ebû Dâvûd,
“Lukata”, 1) buyurmuşlardır.

Sahibinden kaçan ve yitirilen hayvanlar hakkında da Hz. Peygamber,
“Kim bir yitik hayvanı yanında barındırırsa, onu ilân edip duyurmadığı
sürece yanlış yoldadır” (Müslim, “Lukata”, 1) buyurmuş, öte yandan hacıların
yitirdiği mallara dokunulmamasını, kendi haline bırakılmasını istemiştir
(Müslim, “Lukata”, 1). Yine Resûlullah başı boş dolaşan develerin serbest
bırakılmasını, onlara yitik muamelesi yapılmamasını, sahibinin onu veya
onun sahibini bulacağını belirtmiştir (Müslim, “Lukata”, 1).

Hadislerden anlaşıldığına göre, bulunan malın bir yıl süre ile ilân edilerek
sahibinin aranması ve beklenmesi, sahibi gelip de malını tanımlayabilirse
malının iade edilmesi gerekmektedir. Öte yandan, bulan kimsenin,
sahibi gelince iade edebilmek ve gerçek sahibini tanıyabilmek için, bulduğu
malın ayırıcı özelliklerine dikkat etmesi ve unutmaması, yitiği de sahibine
vermek kastıyla alması istenmektedir.

Hz. Peygamber’in bu konuda koyduğu ilkeler ve açıkladığı hükümler
hem müslümanların güvenilir bir ortamda yaşamasını, müslümanların
birbirinden emin olmasını, zarar görmemesini sağlamayı, hem de yitirilen
malın muhafaza altına alınmasını, zayi ve telef olmaktan kurtarılmasını
amaçlayan önlem ve çözümlerdir. Bulunan eşya ile hayvanlar arasında,
hayvanlardan da meselâ, koyunlarla develer arasında belli bir ayırımın
yapılmış olması da, maksadı sağlayacak tedbirlerin durum ve şartlara bağlı
olarak değişebileceğini anlatmak içindir. Nitekim başı boş develer hakkında
Hulefâ-yi Râşidîn uygulamaları da birbirinden farklı olmuştur.

İslâm hukukçuları da bu konudaki hadisleri ve uygulamaları esas alarak,
bulunmuş malın durumu, yapılacak işlemler, ilgili kişilerin hak ve görevleri
konularında birçok ayrıntılı hüküm ve önlemlerden söz etmişler ve konuyu
hukukî bir çerçeveye oturtmaya çalışmışlardır. Konu, fıkıh kitaplarında
“lukata” bölüm ve başlığı altında ele alınır. Ancak muhtemelen ilgili hadislerdeki
ayırımdan hareketle, özellikle Hanefî eserlerde bu konu, buluntu
eşya-buluntu hayvanlar şeklinde iki açıdan incelenmekte, buluntu mallara
“lukata, melkut” gibi adlar verilirken, buluntu hayvanlara dâlle denmektedir.
Lukata konusunda İslâm hukukçularının görüşleri şöylece özetlenebilir:

Bulma olayı, malın konumuna ve bulanın niyetine göre farklı hükümler
taşıyabilir. Rastlanan yitik mal alınmadığında zayi olacaksa, o malın alınması
daha doğrudur, menduptur. Hatta bazı bilginlere göre bu durumda
yitiği almak vâciptir. Yitik malın el koymak ve sahiplenmek maksadıyla
alınması ise haramdır.

Buluntu mal, bulan tarafından korunmak, sahibine iade edilmek kastı ve
niyetiyle alınmışsa, o kişinin elinde emanet hükmündedir. Açık kusur ve
kastı olmadıkça alanın tazmin sorumluluğu yoktur. Sahiplenmek kastıyla
alınmışsa, alan her türlü telef ve zarardan sorumlu olur.

Buluntu malın, bulan tarafından ilân edilmesi gerekir. İlânda, sahibinin
tanımasına imkân verecek ölçü ve bilgilerin bulunması, fakat sahte sahiplenmeleri
engelleyecek bir kapalılığın da olması gerekir. İp, sopa, kamçı gibi
çok önemsiz, gündelik eşyada ilânın gerekmeyebileceğini söyleyenler varsa
da, bunların birkaç gün süreyle ilân edilip bekletildikten sonra bulan tarafından
kullanılmasının câiz olacağı şeklindeki görüş, konu hakkındaki hadise
daha uygun düşmektedir.

Buluntu malın ilân süresi, kural olarak bir yıldır. İlk hafta her gün, sonraki
haftalarda ise birer gün ilân yeterlidir. Ancak Hanefîler, bulunan malın
kıymetine göre ilân süresinin değişebileceği, meselâ 100 dirhemlik malın bir
yıl, 10 dirhemlik malın on gün, daha değersiz malların daha az süreyle
ilânının yeterli olacağı görüşündedirler. Esasen fakihler, malın sahibinin
artık malını aramayacağı ve sahibinin bulunamayacağına dair güçlü bir
kanaat oluşuncaya kadar ilâna devam edilmesini ölçü olarak kabul etmişlerdir
ve bu süreler de böyle bir ölçünün uygulamasından ibarettir.

İlân içerisinde malın sahibi gelir de sahipliğini ispatlarsa, buluntu mal
kendisine iade edilir. İlân süresi geçer de sahibi gelmezse, Hanefî ve Mâlikîler’e
göre bulan kimsenin seçim hakkı vardır: İster malı elinde bekletir, ister
bir fakire verir; ihtiyacı varsa kendisi tüketir, kullanır. Fakire verdikten
sonra sahibi geldiğinde, değerini ödeyip ödememekte serbesttir. Şâfiî ve
Hanbelîler’e göre gerekli ilân yapıldığı ve ilân süresi geçtiği halde sahibi
ortaya çıkmamışsa, artık buluntu mal bulanın mülkü olur.

Buluntu hayvanların (dâlle) hükmü, gerek hayvanın konumu, bölgesel
şartlar ve gerekse hayvanın belli harcamayı gerektirmekte olması sebepleriyle
diğer buluntu eşyanın hükmünden kısmen farklıdır. Buluntu hayvanları
yakalayıp korumak, kişilere değil devlete ait bir iş sayılmıştır ve ilân
zorunluluğu da öngörülmemiştir.

Fıkıh kitaplarında her bir ayrıntıya göre farklı hüküm ve önlemlerin öngörülmüş
olması, esasen hem malın zayi olmasını önlemeyi, hem de gerçek
sahibine ulaşmasını sağlamayı amaçlamaktadır. Günümüzde de bu sonucu
gerçekleştirebilecek yeni önlemlerin alınması ve düzenlemelerin yapılması
İslâm hukukunun özüne ve amacına uygun düşmektedir. Bu bakımdan bazı
Batılı ülkelerde uygulanmakta olan “bulunanın % 10’unun bulana verilmesi”
vb. düzenlemeler, esasen İslâm ahlâkının ideal önerilerine aykırı
olmakla bilikte, mevcut durumda, bulunan şeylerin iadesini teşvik işlevi
üstleneceğinden, bu yönde yapılacak benzeri hukukî düzenlemeler İslâm
hukuku açısından da uygun görülebilir.

RADYO  FANİDUNYA FM
Yükleme linklerini görebilmek için üye olmanız gerekmektedir. Üye Ol veya Giriş Yap

 


* BENZER KONULAR

En Faziletli Üç Amel Gönderen: anadolu
[Bugün, 08:20:55 ÖS]


Şeytanı Şımartmayın Gönderen: anadolu
[Bugün, 08:16:14 ÖS]


Akrabalık ilişkileri Kişilerin Keyfine Göre Değildir Gönderen: anadolu
[Bugün, 08:13:16 ÖS]


Geçim Darlığının Sebebi Allah’ın Zikrinden Yüz Çevirmektir Gönderen: anadolu
[Bugün, 08:10:47 ÖS]


Âlemin Yaratılışı ve Hz. Muhammed’in Zuhuru Gönderen: anadolu
[Bugün, 08:06:05 ÖS]


Dünyevileşme Fesadı/Sekülerizm ve Aile Gönderen: anadolu
[Bugün, 07:57:45 ÖS]


İstanbul Mehter - Vakt-i Sururi Sefa 320 kbps - NETTE İLK Gönderen: fanidunya NET
[Bugün, 12:26:33 ÖS]


İbrahim Başaran - Dua 320 kbps - NETTE İLK Gönderen: fanidunya NET
[Bugün, 12:17:55 ÖS]


Ahmet Özhan Mevlanın dilinden - 320 kbps - NETTE İLK Gönderen: fanidunya NET
[Bugün, 12:11:20 ÖS]


Hafız Mustafa Taşova - İlahi 320 kbps - NETTE İLK Gönderen: fanidunya NET
[Bugün, 12:00:40 ÖS]


Hakan Bayraktar - Külli Aşk 320 kbps - NETTE İLK Gönderen: fanidunya NET
[Bugün, 11:48:55 ÖÖ]


Huseyin Erek - Hz. Mevlananın duası CD 01 - 2 - 320 kbps - NETTE İLK Gönderen: fanidunya NET
[Bugün, 11:39:16 ÖÖ]


Adem Tuzcu - Düşünce 320 kbps - NETTE İLK Gönderen: fanidunya NET
[Bugün, 11:24:14 ÖÖ]


Kadir Kuğu - Güzelsin 320 kbps - NETTE İLK Gönderen: fanidunya NET
[Bugün, 11:17:54 ÖÖ]


Peygamberimiz Bilinmeden Dindar Olunmaz Gönderen: fanidunya NET
[Bugün, 08:25:21 ÖÖ]


Kıyamet Yaklaşıyor mu 1 Gönderen: fanidunya NET
[Bugün, 08:15:54 ÖÖ]


Allah Celle Celâlühû Kendi Yolunda Cihat Edenlere Elbette Yardım Eder Gönderen: fanidunya NET
[Bugün, 08:07:49 ÖÖ]


Dargınları Barıştırın Gönderen: fanidunya NET
[Bugün, 07:59:23 ÖÖ]


Büyük Düşüneceğiz Ki Sonuçlar Büyük Olsun Gönderen: fanidunya NET
[Bugün, 07:46:43 ÖÖ]


İnsanın En Büyük Gayesi İmanla Ölmek Olmalıdır Gönderen: fanidunya NET
[Bugün, 07:39:41 ÖÖ]