www.FaniDunya.Net |HUZURUN, DOSTLUGUN, KARDEŞLİGİN EN GENİŞ PAYLAŞIMIN TARAFSIZ, KALİTELİ, DEVAMLI HİZMETİN ADRESİ

FANİDUNYA NET iSLAMİ YAŞAM HAYAT TOLUM VE AİLE => İSLAMİ YAŞAM HAYAT TOLUM VE AİLE => İslamda Hukuk ve Adalet => Konuyu başlatan: fanidunya - Ocak 06, 2015, 10:25:06 ÖÖ

Başlık: Adalet ve İslam
Gönderen: fanidunya - Ocak 06, 2015, 10:25:06 ÖÖ
ADALET VE İSLAM

Sevgili Peygamberimiz(sav.) de hayatında adaletin timsali olmuştur. O, başta yargı olmak üzere ev, çarşı, devlet işleri, hatta harp meydanları gibi hayatın her alanında hep adaleti gerçekleştirmek için koşmuş ve konuşmuştur.
İşte yargıdaki hassasiyeti: "Kadı üçtür: Biri cennetlik, ikisi cehennemliktir. Cennetlik olan, hakkı bilip öyle hükmedendir. Hakkı bilip hükmünde bile bile adaletsiz davranan cehennemliktir. Halka câhilâne hükümde bulunan da cehennemliktir." (Ebu Dâvud, Akdiye 2, (3573).) "Kadı zulmetmedikçe, Allah Teâla onunla birliktedir. Zulme yer verdiği zaman onu terkeder, artık şeytan onunla beraber olur." (Tirmizi, Ahkâm 4, (1330).)

İşte O’nun adaletini ortaya koyan bir taplo: Hz. Aişe (ra.) anlatıyor: "Hırsızlık yapan Mahzumlu kadının durumu Kureyşlileri fazlasıyla üzdü.
“Bu kadın hakkında Resûlullah (sav.) nezdinde kim bir şefaatte bulunabilir?" diye adam aradılar.

“Bu işe, sadece Resûlullah (sav.)'ın çok sevdiği Üsâme İbnu Zeyd (ra.) cür'et edebilir" dediler.
Üsâme huzura çıkarak, Resûlullah (sav.)'a şefaat talebinde bulundu. Efendimiz:

-Allah'ın özel olarak belittiği kanunlardan (hadlerden) birinde şefaat mi taleb ediyorsun?" diye çıkıştı. Sonra kalkıp cemaate şu hitabede bulundu:

- Sizden öncekileri helâk eden şey şudur: İçlerinden şerefli birisi hırsızlık yaptı mı onu terkedip ceza vermezlerdi. Aralarında kimsesiz zayıf birisi hırsızlık yapınca derhal ona cezayı uygularlaedı. Allah'a yemin olsun! Muhammed'in kızı Fatıma hırsızlık yapmış olsa, mutlaka onun da elini keserdim."(Buhârî, Hudud 11, 12, 14, Şehâdat 8, Enbiyâ 50, Fedâilu'1-Ashâb 18, Megâzî 52; Müslim, Hudud 8, 1688; Tirmizî, Hudud 9, (1430); Ebü Dâvud, Hudud 4, (4373, 4374); Nesâî, Sârik 5, (8, 74, 75).)

İltimas, adam kayırmak demektir. Temelinde haksızlık yattığından, zulümdür.İnsanlar arasındaki güven duygusunu yıkar, sevgi ve yardımlaşmayı yok eder.İltimastan kaçınmak gerekir.Bunu sağlayacak ise, çok güçlü bir Allah inancı ve adalet duygusudur. Yoksa insanlar akraba, eş dost veya aynı partiye, derneğe, cemaata bağlılık gibi, yada tam tersi, bazılarına duyulan kin, nefret ve düşmanlık gibi duygularla veya çıkar ilişkileri sebebiyle her zaman adaletten ayrılabilir, iltimas, adam kayırma veya rüşvet gibi çirkinliklerle zulme düşebilir. Ama Allah’a ve öldükten sonra dirilip O’nun huzurunda hesap vermeğe samimiyetle inanan insan, yukarıda yazılan ayetlerin uyarmasını dikkate alır ve adaletten ayrılmaz.

Ancak, şefaat ve arabuluculuk anlamında bir iltimas daha vardır. Burada, kimsenin hak ve hukukuna tecavüz etmeden, iyi ve yararlı işlerde, bilmeyenlere yol göstermek, hakkını arayamayan zavallılarla ilgilileri bir araya getirmek iyi bir iştir.Bir yardımseverlik örneğidir.Kur’an bu aracılığı değerlendiriyor: “Kim güzel bir işte aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah her şeyi gözetip karşılığını verir.”(Nisa, 85.).

Cemal  Nar.