www.FaniDunya.Net |HUZURUN, DOSTLUGUN, KARDEŞLİGİN EN GENİŞ PAYLAŞIMIN TARAFSIZ, KALİTELİ, DEVAMLI HİZMETİN ADRESİ
FANİDUNYA NET iSLAMİ YAŞAM HAYAT TOLUM VE AİLE => İSLAMİ YAŞAM HAYAT TOLUM VE AİLE => İslamda Hukuk ve Adalet => Konuyu başlatan: fanidunya - Şubat 16, 2017, 12:55:27 ÖÖ
-
فslâm Hukukuna Gِöre Katlin (ضldürmenin) Cezası
فslâm’da suç ile ceza arasnda bir dengenin ve eitliًin olmasna titizlikle dikkat edilmi yani ilenen suça uygun aًrlkta bir cezann verilmesi ِngِrülmütür. اünkü bir suça verilen ceza, o suça gِre daha hafif ise, o ceza caydrc olmaz; daha aًr ise adaletsizlik olur. فte konumuz olan ِldürme cinayetinin de bu çerçevede düünülmesi gerekir.
فslâm Hukuku’na gِre bir insan hatâen ِöldürmenin cezas “diyet”, kasten ِldürmenin cezas ise “ksas”tr. Diyet, bir insann kanna biçilen maddî deًerdir. Tam diyetin miktar duruma gِre u mallardan birisidir: 1000 dinar (4250 gr. altn), 10.000 dirhem (29.270 kg. gümü), 200 sًr, 2000 koyun, 200 takm elbise.5 Ksas ise, insann ahsna yِnelik ilenen bir fiilin aynsn câniye uygulamaktr.6 Buna gِre ksas, bir insan ِldüreni ِldürmek, bir insann gِz, kulak, el, ayak gibi bir organn yok edenin ayn organn yok etmektir. Kur’ân- Kerim’de “Ey akl sahipleri! Ksasta sizin için hayat vardr. Bِylece korunmay umabilirsiniz.” (Bakara Sûresi, 2/179) Baka bir ayet-i kerimede de ِyle buyrulmaktadr: “Tevrat’ta onlara u hükmü de farz kldk: Cana can, gِze gِz, buruna burun, kulaًa kulak, die di karlktr. Hülasa bütün yaralamalar birbirine ksas edilir. Fakat kim bu ksas hakkndan feragat edip baًlarsa bu, kendi günahlar için keffaret olur. Kim Allah’n indirdiًi ahkâm ile hükmetmezse ite onlar tam zalimdirler.” (Maide sûresi, 5/45)
فslâm Hukuku’nda, ِldürme cinayetine kar, caydrc bir nitelik tayan ksas cezas uygun gِrülmütür. Bu cezann infaz, geliigüzel deًil, belli artlara baًlanmtr:7 1) Her eyden ِnce ِldürme suçunun ciddi bir muhakeme ile ispatlanmas ve cezann devlet mekanizmasnca infaz edilmesi. 2) Katilin mükellef (akll ve baliً) olmas. 3) Katilin, hür iradeye sahip olmas (zorlanmam olmas). 4) Katilin, maktüle asl (baba, dede) olmamas. 5) Maktulün ma’sûm olmas 6) ضldürme suçunun kasten olmas. 7) ضldürme suçunun doًrudan olmas. 8) ضldürme suçunun gayrimeru olmas.
Ksaca ifade etmek gerekirse, فslâm’da ksasn uygulanmas için hayli aًr artlar konmutur. Bir insann kendi bana geliigüzel bir ekilde ksas uygulamaya kalkmas, hakszlًa, adaletsizliًe ve anariye yol açar. Dolaysyla hiçbir surette bِyle bir teebbüse izin verilmez/verilmemelidir.
II. فslâm’a Gِre Kan Davas
Kan davas, aralarnda akrabalk baً bulunanlardan bir veya birkaçnn ِldürülmesinden dolay hayatta kalan akrabalarn intikam amacyla kar tarafa yِnelik iledikleri cinayettir. Kan davalar, düzensiz ve ِlçüsüz bir misilleme eklinde gerçekletiًi için genelde zincirleme cinayetler silsilesine dِnüür ve gittikçe genileyerek telafisi mümkün olmayan büyük boyutlara ular.
Kan davalarnda, kiiler, son derece yanl bir anlayla hareket ederek bazen bir kiinin yerine birkaç kiiyi, bazen kâtilin kendisine ulaamaynca onun yerine cinayetle hiç ilgisi olmayan hatta kar olan masum akrabalarn, bazen de kâtile gِre srf daha niteliklidir diye baka akrabalarn ِldürürler. Kan davalarnda taraflar, çevrenin de kkrtmas veya psikolojik basks ile kendi akllarnca suçlunun cezasn kendileri vermekte ve hukuk tabiri ile “bizzat ihkâk- hak” yaparak ِlçüsüz bir ekilde, intikam duygularn tatmin etmektedirler. Ayrca bu uygulama ile kendilerince onurlarn kurtardklarn düünmektedirler.
Bu yanl uygulamalar sonucunda birçok kii haksz yere hayatn kaybetmekte, aileler yok olmakta, evler, kِyler harabeye dِnümekte ve rakamlarla anlatlamayacak ekonomik zararlar meydana gelmektedir. Bu çerçevede iki ِrnekle konuya açklk getirmenin yararl olacaًn düünmekteyiz:
Birinci ِrnek: Diyarbakr’n Hazro فlçesi’ne baًl 700 nüfuslu Meebaًlar kِyünde son 70 ylda, kan davas sebebiyle 100’den fazla kii cinâyete kurban gitmi, 400’den fazla kii de kِyü terk etmek zorunda kalmtr. Ancak yerlerini terk etmek de insanlarn kan davasndan kurtulmalar için yeterli olmamtr. Nitekim ad geçen kِyden gِç edenlerden be kii, Tarsus ilçesinde, bir çay bahçesinde kafalarna kurun sklarak ِldürülmütür.
فkinci ِrnek: Yakn zamanda vukû bulan bir olay. Sarkam ilçesinde, kِpek kavgas gibi basit bir sebepten 1950’de balayp hâlâ devam eden kan davas nedeniyle ailesi فzmir’e gِç eden 28 yandaki فbrahim Daًn adndaki masum bir genç, Bornova’nn اamdibi mahallesindeki Takِprü Camii’nde Kur’ân okurken ِldürüldü. 1950’den beri süregelen kan davas yüzünden bugüne kadar فbrahim’in ailesi ile kar aileden 50 civarnda kiinin cinayete kurban gittiًi, فbrahim’in babasnn da iki kiiyi ِldürme suçundan cezaevinde yattً tespit edildi. Bu olaylar, kan davasnn ِlçüsüz ve acmasz yüzünü gِsteren sadece iki ِrnektir.
Kan davas, kِkü cahiliye dِnemine dayanan ve فslâm tarafndan tamamen reddedilip ortadan kaldrlan çaًd bir uygulamadr. Hz. Peygamber’in (s.a.s.) peygamberlik misyonu çerçevesinde yaptً en ِnemli uygulamalardan biri, kan davalarn ortadan kaldrmasdr. اünkü kan davalar toplumun düzenini, huzurunu, birlik ve beraberliًini bozmaktadr. Yüce dinimiz “ إنّما المُؤْمنون إخْوَةٌ
- Mü’minler sadece kardetirler.» (Hucurat sûresi, 49/10) ilkesini getirirken kan davalar bunun tam aksine, insanlar arasnda fitne, fesat tohumlarn ekmektedir. Burada insanlًa ِrnek olmas gereken durumu zikretmekte yarar vardr: Peygamber Efendimiz (s.a.s.) Medine’ye hicret ettiًinde burada Evs ve Hazrec adnda iki büyük kabile bulunuyordu. Bu kabileler arasnda daha ِnce meydana gelen çatmalarda, ِzellikle hicretten 6 yl ِnce vukû bulan Buas vak’asnda8 iki taraftan çok sayda insan ِldürülmü ve zincirleme kan davalar yüzünden Medine’de huzur ve güven kalmamt. Bu kabilelerin Müslüman olmas ile birlikte bu davalar sona ermi, dümanlklarn yerini kardelik, huzur ve güven almt. Artk bu kabileler birbirleriyle deًil, Hz. Peygamber’in (s.a.s.) etrafnda omuz omuza vererek فslâm dümanlar ile savayorlard. Bu kabilelerin ِrnek davranlar ve فslâm’n onlar arasnda tesis ettiًi kardelik baً hakknda u ayet-i kerime inmiti:9
“ وَاذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاءً فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا وَكُنتُمْ عَلَى شَفَا حُفْرَةٍ مِنَ النَّارِ فَأَنقَذَكُمْ مِنْهَا
- Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah kalplerinizi birbirine ısındırmış ve onun lütfu ile kardeş oluvermiştiniz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oraya düşmekten de sizi O kurtarmıştı. Allah size âyetlerini böylece açıklıyor, ta ki doğru yola eresiniz.” (Âl-i İmran sûresi, 3/103)
Hz. Peygamber (s.a.s.), hicretin 10. ylnda hacca gideceًini duyurdu ve bütün Müslümanlarn da hacca gitmesi için talimat verdi. فmkân olan bütün Müslümanlar, bu talimata uyarak hacca gitti. Peygamber Efendimiz, 114.000 civarndaki sahabe huzurunda, 23 yIllk peygamberlik süresindeki misyonunu adeta ِzetler mahiyette bir hutbe irad etti. Bu hutbede, insanlًa k tutacak temel ilkeleri tek tek açklayarak insanlarn bunlara uymalarn istedi. Bu ilkelerden biri de cahiliye adetlerinin ve kan davalarnn iptali idi. Efendimiz bu konuda u tarihi sِzleri sِyledi: “Rabbinize kavuuncaya kadar, bu ehriniz ve bu aynzdaki bu günününüz gibi kanlarnz ve namuslarnz birbirinize haramdr. Tebliً ettim mi? Allahm! قahit ol. Cahiliyenin kan davalar iptal edilmitir/ayaًmn altndadr. فlk iptal ettiًimiz kan, Rabia b. El-Haris b. Abdilmuttalib’in10 kan davasdr.”11
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bir baka hadis-i erifinde ise ِyle buyurmaktadr: “فnsanlardan Allah’n en çok buًz ettiًi (sevmediًi) üç kii vardr: Harem bِlgesinde (Mekke’de) olup da inkârc olan, Müslüman olduًu halde cahiliye adetini benimseyen, haksz yere bir Müslüman’n kann dِkmek için kan davas peine düen.”12
Hz. Peygamber’in (s.a.s.) gerek bu hadis-i erifinden gerekse Veda Hutbesi’ndeki ifadelerinden de anlaldً üzere bir taraftan فslâm’ kabul ettiًini iddia edip diًer taraftan فslâm’dan ِnceki cahiliye adetlerini uygulayan bir kimse, açk bir çeliki içindedir. فslâm’ kabul eden kii, onu içine sindirmeli ve ona gِre hareket etmelidir. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s.), kendisinin getirdiًi dini yani فslâm’ içine sindirmeyen kimsenin mü’min saylmayacaًn ifade etmektedir.13 Evet, bir yandan iman edip bir yandan da kendisi gibi iman eden birini haksz yere ِldüren bir kiinin, iman içine sindirdiًini, hazmettiًini sِylemek mümkün deًildir.[
-
Kan Davalarna Sürükleyen Bazı Sebepleri
Kan davasnn ِnemli sebeplerini u ekilde sralamak mümkündür:
1) فman zaaf/eksikliًi: Allah’a, ahiret gününe, yukarda belirttiًimiz aًr uhrevî cezalara gerçekten inanan bir kimsenin, ِldürme cinayetine cesaret etmesi düünülemez.
2) Arazi anlamazlklar.
3) Kadnlarla alâkal bir ksm anlamazlklar. ضzellikle kz kaçrmalar.
3) Yanl ِrf, adet ve kabilecilik anlay.
4) Yanl bir tِre anlaynda arlًa gidilmesi ve bu anlayn zalimce uygulanmas. Yüce dinimiz, aile mahremiyeti ve namus konusunda son derece hassastr ve bunlara büyük ِnem vermektedir. Ancak yargsz infaz niteliًinde olan tِre cinayetinin فslâm’da hiçbir surette yeri yoktur.
5) اevrenin manevî basks, “kann yerde kalma” anlaynn çevrede onursuzluk saylmas.
6) Devletin yeteri kadar ilgi ve otoritesinin olmay.
7) Suçlarla cezalar arasnda dengesizlik. Yani cezalarn caydrc nitelikte olmamas ve suçlara gِre hafif kalmas. Kur’ân- Kerim’de “Hakszlًn karlً, yaplan hakszlk kadar olabilir, fazlas helâl olmaz.” (قûrâ sûresi, 42/40) buyrulmaktadr. ـlkemizde idam cezasnn kaldrlmas, ِldürme cinayetlerinde, suça denk ceza verme imkânn maalesef ortadan kaldrmtr. Bu ise toplumda cinayet gibi aًr suçlarn daha kolay ilenmesine yol açmaktadr.
8) Sk sk yaplan aflar ve ar ceza indirimleri ile suçlularn salverilmesi. Yüce dinimiz, insann mümkün mertebe ِfkelenmemesini, ِfkelendiًi takdirde ِfkesini yutup ِfkesine sebep olanlar affetmesini tevik etmitir. Kur’ân- Kerim’de ِyle buyrulmaktadr: “Affetmeniz takvaya daha yakndr” (Bakara sûresi, 2/237) “Takva sahipleri o kimselerdir ki ِfkelerini yutar, insanlar affederler.” (آl-i فmran sûresi, 3/134) Ancak unu belirtelim ki af, haktan vazgeçmek demektir yani hakla ilgilidir. ضldürmenin cezas da bir kul hakkdr ve maktulün velilerine aittir. Dolaysyla kâtili affetme yetkisinin de onlara ait olmas gerekir. Onlarn izni ve rzas olmadan çkarlan aflarla suçlularn salverilmesi ve ortada serbestçe dolamas, intikam duygularn tahrik etmekte ve suçlulara cezay kendileri verip “bizzat ihkâk- hak” yapmaya kendilerini zorlamaktadr. Dolaysyla maًdurun velilerinin izni olmadan suçluyu affetmek son derece yanltr ve hukuk mantًna aykrdr. Bir kiinin gِrdüًü zararn bakas tarafndan affedilmesi, trajikomiktir. Onun için فslâm, affetme yetkisini sadece ve sadece ِldürülen kiinin velilerine vermitir.
9) ‘Suçun ahsîliًi’ ilkesine dikkat edilmemesi. Bütün hukuk sistemlerinde olduًu gibi فslâm Hukuku’nda da suçun ahsîliًi esastr. Yani kim suç ilemise bizzat onun cezalandrlmas, en yakn akrabas bile olsa bakasnn cezalandrlmamas gerekir. Kur’ân’da “Kimse, bakasnn ilediًi suçtan sorumlu olmaz.” (En’am sûresi, 6/164) buyrulmaktadr.
10) Fakirlik/isizlik. Fakr u zaruret, dinden yana yeterince nasibi olmayan bir insan kِtülük yapmaya tahrik edebilen ciddi faktِrlerdendir. Basit bir ey fakirler için çok deًerli olabilmektedir. Bu durumdan yararlanan kِtü niyetli insanlar, kِtü emellerine fakirleri kullanarak ulamaya çalrlar. Maddî durumu iyi, i-güç sahibi insanlar, kolay kolay düzenlerini bozup cinayet ilemeye teebbüs etmezler.
11) Eًitim eksikliًi. Eًitim, hayatn ruhudur. Toplumdaki huzur, eًitimle doًru orantldr. Cehalet kِtülüklerin kaynaًdr. Sadi قirâzî’nin Gülistan adl eserinde, ilim ve kültürün etkin rolü ile ilgili sِylediًi u anlamdaki beyitler son derece manidardr:
“فki akll arasnda kin ve çatma olmaz. Ahmaklarla inatlaan akll saylmaz.
Cahil kii vahice bir sِz sِyler. Akll, yumuakça gِnlünü alr.”14
Gerçekten, gِnlünde Allah inancn tayan bir mü’min, ِldürülmeye deًil hürmete layktr, mü’min ِldürülmez; ancak ve ancak ona hürmet edilir. Mü’mine hürmet etmek, gِnlündeki Allah inancna hürmet etmektir.
Sonuç ve ضneriler
Kan davas, sosyal, psikolojik ve sosyo-ekonomik boyutlar olan ve kِkü cahiliye dِnemine dayanan çaًd bir uygulamadr. فnsanlarn huzur ve güvenini bozan, birçok zulüm ve hakszlklara sebep olan bu kِtü adet, ülkemizin ِzellikle Doًu ve Güneydoًu bِlgesinin kanayan ve canllًn koruyan toplumsal bir yarasdr. Bu uygulama ayrca mahkeme, güvenlik, hastane, hapishane gibi pek çok kuruma ar yükler getirerek; geride binlerce çocuًu, kadn çaresiz ve bakma muhtaç brakarak devlete de aًr faturalar ِdetmektedir. Dolaysyla kan davalarn ortadan kaldrmak, hem devletin hem de bütün sivil toplum kurulularnn temel bir gِrevidir.
Hasta olmamak yani hastalً doًuran sebeplerden kaçnmak, tedavi olmaktan daha ِnemli olduًu gibi, suçlarn ilenmesini ِnlemek de, ilenen suçlarn tahribatn düzeltmekten daha ِnemli ve daha kolaydr. Onun için, gittikçe yaygnlaan ve toplum hayatn tehdit eder hale gelen kan davalarn ِnlemek için yukarda belirttiًimiz sebeplerin ortadan kaldrlmas gerekir. Bu konuda devletin, medyann, ilim adamlarnn ve ve din gِrevlilerinin azamî gayret gِstererek, hatta ibirliًi yaparak halk bilinçlendirmeleri ve onlarn sorunlar ile yakndan ilgilenmeleri gerekmektedir.
Bu kapsamda, kan davalarnn yoًun olduًu bِlgelerde, yeni i sahalarn açmak, mevcut olanlar gelitirmek, eًitim ve ًِretimi yaygnlatrmak, sosyal etkinlikler düzenlemek, hutbe ve vaazlarla halk aydnlatmak gibi faaliyetlerle bu dehet saçan probleme acilen çِzüm bulmak zorunlu hale gelmitir. Ayrca ِldürme fiillerine caydrc cezalarn düzenlenmesi ve mevcut cezalarn uygulanmasn engelleyen ve problemin daha da büyümesine sebep olan haksz aflar çkarma politikasndan da vazgeçilmesi gerekir.
Bu problemin çِzülmesinde, saygn ve karizmatik kiiliًi olan zevattan, ِzellikle kanaat ِnderleri ve maneviyat büyüklerinden de yararlanmak gerekir. Bu ahsiyetlerin, kan davalarnn ِnlenmesinde ciddi etkiye sahip olduklarnn bir vâka olduًu gِz ard edilmemelidir.
Din konusunda hassas olan bِlge halk, din adamlarna ve âlimlere son derece sayg duymakta ve kolay kolay onlar kramamaktadr. Nitekim 15-18 Nisan (2008) tarihlerinde, Batman’da yaplan uluslararas bir sempozyumda kendisi ile ilgili bir oturum düzenlenen قeyh Fahrettin Efendi, Batman yِresinde tannm büyük “Raman” ve “Alikan” airetleri arasnda süregelen ve birçok insann ِlümüne sebep olan kan davasna müdahale etmi ve bu airetleri bartrarak zincirleme birçok cinayetin vukû bulmasn ِnlemiti. Bu konuda onlarca ِrnek vermek mümkündür. Müftülük yaptًm dِnemde, birkaç imam-hatiple gitmi olduًumuz kِyde15 anszn karlatًmz bir kan davasna müdahale ettiًimizi ve halkn din gِrevlilerine gِsterdikleri saygdan dolay bar teklifimizi kabul ettiklerini hatrlyorum. Kimin vastas ile olursa olsun, ِnemli olan, halk arasnda barn, huzurun birliًin, beraberliًin, kardeliًin saًlanmas; kin, nefret ve dümanlklarn ortadan kaldrlmasdr.
Balًn suya ihtiyac olduًu kadar insanlarn da huzurlu ve güvenli bir ortama ihtiyac vardr. Herkesin, her kuruluun, ِzellikle devletin bunu temel bir gِrev telâkki etmesini ve bu konuda bütün imkânlarn seferber etmesini temenni ediyoruz.
-----------------------------------------------------------------------------
Biblografya
ASKALANخ, Ebu’l-Fadl Ahmed b. Ali (852/1448), Fethu’l-Barî قerhu Sahîhi’l-Buharî, Beyrut 1379.
BUHARخ, Ebu Abdillah Muhammed b. فsmail (256/870), el-Camiu’s-Sahîh, فstanbul 1981.
فBN CEVZخ, Abdurrahman b. Ali b. Muhammed (597/1200), el-Muntazam fi Tarîhi’l-Umemi ve’l-Mulûk, Beyrut 1992.
فBN KESخR, Ebu’l-Fida فsmail b. ضmer (774/1372), el-Bidaye ve’n-Nihaye, Beyrut ty.
فBN MACE, Ebu Abdillah Muhammed b.Yezîd el-Kazvînî (275/886), Sunenu فbn Mâce, فstanbul 1981.
KURTUBف, Muhammed b. Ahmed b. Ebi Bekir (671/1272), el-Cami’ Li-Ahkami’l-Kur’ân, Kahire 1372
MـSLفM, Ebu’l-Hüseyn b. El-Haccâc el-Kueyrî (261/874), el-Câmiu’s-Sahîh, فstanbul 1981.
NESAخ, Ebu Abdirrahman Ahmed b. قuayb (303/915), Sunenu’n-Nesaî, فstanbul 1981.
NEVEVخ, Ebu Zekeriyya Muhyiddin Yahya b. قeref (676/1277), el-Erbaîn, Beyrut 1414.
NEVEVف, قerhu Muslim, Beyrut 1392.
NEYSآBغRخ, Ebu Abdillah Muhammed b. Abdillah el-Hakim (405/1014) el-Müstedrek Ale’s-Sahihayn, Beyrut 1411/1990.
قفRAZخ, Sadî, Müerref b. Muslih (694/1294) Gülistan, فstanbul 1289.
TABERف, Ebu Ca’fer Muhammed b. Cerîr b. Yezîd, Camiu’l-Beyan, An Te’vîli آyi’l-Kur’ân, yy, ty.
TفRMفZخ, Ebu فsa Muhammed b. فsa (279/892), Sunenu’t-Tirmizî, فstanbul 1981.
ـNALAN, فslâm Ceza Hukukunda Ksas ve Diyet, Diyarbakr 2001
Doç. Dr. Abdülkerim ـnalan
* Dicle ـniv. فlahiyat Fak. ضًrt. ـyesi
-----------------------------------------------------------------------------------------
Dipnotlar
1. Benzer ayetler için bkz. فbrahim sûresi, 14/32, 33; Nahl sûresi, 16/12, 14; Fatr sûresi, 35/13; Casiye sûresi, 45/12, 13.
2. Müslim, Tefsir 16-20; Ayrca Bkz. Kurtubi, Kurtubi, el-Cami’ Li-ahkami’l-Kur’ân, 320
3. Cana kar olmann anlam ksas, fesad çkarmann anlam ise, yollarda korku salmak ve meru devlete kar gelmektir ki bunlar Maide Sûresi, 5/33. ayetinde Allah ve Rasulü ile savamak eklinde nitelendirilmitir (Bkz. Taberi, Camiu’l-Beyan, 4/540 vd.).
4. Taberi, Camiu’l-Beyan, IV, 540 vd.
5. Geni bilgi için Bkz. ـnalan, Abdulkerim, فslâm Ceza Hukukunda Ksas ve Diyet, 263.
6. ـnalan, a.g.e., 65.
7. Bu artlar hakknda geni bilgi için Bkz. ـnalan, a.g.e., 107 vd.
8. Bkz. فbn Kesir, el-Bidaye ve’n-Nihaye, 3/148; فbnu’l-Cevzî, el-Muntazam, 2/385.
9. Kurtubi, a.g.e., 4/164.
10. Rabia’nn küçük bir oًlu sokakta dolarken Beni Sa’d ve Beni Leys kabileleri arasnda çkan bir savata kendisine bir ey isabet etmesi sonucu ِlmütü. Rabia onun velisi olduًu için “Rabia’nn kan” denilmitir (Nevevî, قerhu Muslim, 8/183).
11. Veda hutbesi için Bkz. فbn Hiam, es-Sîratü'n-Nebeviyye, 4/250-253.
12. Buhari, Diyât 9.
13. Nevevî, Erbaîn, 51; Askalanî, a.g.e., 8/289. Askalanî, burada hadisin Hasan b. Zjyad tarafndan rivayet edildiًini, ravilerin güvenilir olduًunu, Nevevî’nin hadisin sahih olduًunu belirttiًini ifade etmektedir. Hadisin metni: لاَ يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يَكُونَ هَوَاهُ تَبَعًا لِمَا جِئْتُ بِهِ
14. Şirazî, Sa’dî, Gülistan, 94.
15. Bu köy Bitlis’in Hizan ilçesine bağlı meşhur “Fakih-i Tayran”ın köyüdür.