www.FaniDunya.Net |HUZURUN, DOSTLUGUN, KARDEŞLİGİN EN GENİŞ PAYLAŞIMIN TARAFSIZ, KALİTELİ, DEVAMLI HİZMETİN ADRESİ
FANİDUNYA NET iSLAMİ YAŞAM HAYAT TOLUM VE AİLE => İSLAMİ YAŞAM HAYAT TOLUM VE AİLE => İslamda Evlilik => Konuyu başlatan: fanidunya - Mart 20, 2018, 10:13:31 ÖS
-
EVLİLİKTE GEÇİMSİZLİK NASIL ÇÖZÜLÜR?
Kadın ve erkek¸ bir araya gelerek evliliği oluştururlar. Bu birlikte yaşamayla¸ evlilik öncesi "ben" ve "sen" yerine¸ "biz" yaşantısı ortaya çıkar. Bu yaşantının sürdürülebilmesi¸ kadınla erkeğin geldikleri aile yapısına ve gerekli iletişimi kurmalarına bağlıdır. Eşler arasında iletişim bozukluğu varsa¸ aile düzeni alt üst olur¸ geçimsizlik meydana çıkar. Bu iletişim bozukluğunun temel sebebi¸ kadın ve erkeğin "biz" yaşa
Kadın ve erkek¸ bir araya gelerek evliliği oluştururlar. Bu birlikte yaşamayla¸ evlilik öncesi "ben" ve "sen" yerine¸ "biz" yaşantısı ortaya çıkar. Bu yaşantının sürdürülebilmesi¸ kadınla erkeğin geldikleri aile yapısına ve gerekli iletişimi kurmalarına bağlıdır. Eşler arasında iletişim bozukluğu varsa¸ aile düzeni alt üst olur¸ geçimsizlik meydana çıkar. Bu iletişim bozukluğunun temel sebebi¸ kadın ve erkeğin "biz" yaşantısını benimsememeleri¸ kültür ve kişilik farklılıkları gibi uyumsuzluklardan kaynaklanır. Geçimsizlik önce ailede bulunan fertlerin psikolojilerini olumsuz etkiler. Daha sonra çatışma¸ sürtüşme ve tartışmalara yol açar¸ en kötü ihtimalle ise boşanmayla sonlanır.
Sürekli geçimsizlik ortamında yetişmiş kadın ve erkeğin evliliklerinde de çoğunlukla aynı olumsuz¸ sağlıksız ortam söz konusu olacaktır. Yani geçimsiz ailelerin çocukları da böyle evliliklere aday demektir.
Kişiliklerde Uyuşma
Geçmişte kazanılan kişilik ve huylar¸ evlilikte değişmeden kalırsa¸ "biz" hayat anlayışına uyum sağlamak güç olur. Bu durumda evlilik eşlerden birinin fedakârlığında bazen bir süre¸ bazen de sonuna kadar sürdürülür. Bu fedakârlığı¸ özellikle kadın gösterir.
Ruhsal uyumsuzluk kişilik yapısından kaynaklanır. Mizaçları¸ zekâ seviyeleri¸ kişilik özellikleri¸ karakterleri arasında büyük fark olan eşlerin anlaşmaları çok zordur. Üstelik kişilik yapısının bu farklarından kaynaklanan özelliklerin zamanla değişme ihtimali çok sınırlı¸ hatta imkânsızdır.
Sosyal uyumsuzluk¸ çoğunlukla eşlerin evlenmeden önce yaşadıkları çevrelerdeki kültür farklarından kaynaklanır. Kültür farkı iletişim için gerekli olan ortak duygu ve düşüncelerin oluşmasını da engeller.
Ailelerin Etkisi
Eşler arasındaki çatışma ve tartışma giderek ailelerin diğer fertlerine de yayılır. Eşler arasındaki geçimsizliğe kadın ve erkeğin¸ anne veya babasının ya da hepsinin karışması¸ tam bir kargaşa ortamına sebep olur¸ problemler büsbütün çıkmaza girer. Karı-kocanın geçimsizliği aileler ve yakınları için bir saygınlık ve üstünlük mücadelesine dönüşür. Geçimsizlik¸ eşler arasındaki her türlü ilişkiyi olumsuz şekilde etkiler. Eşler arasındaki hissî bağ kopar. Sevgi¸ saygı ve güven azalır ve tartışmalar ortaya çıkar. Karşılıklı küçük düşürücü konuşmalar¸ suçlamalar yapılır. Gerginlik artar¸ ağız kavgaları¸ bağırıp çağırma¸ vurup kırma¸ hatta dayağın da eklenmesiyle karı-koca için hayat çekilmez olur.
Mutlu Evliliğin Temel Prensibi
Bazı kişiler niçin kötü evlilik yaptıklarına hayıflanıp dururlar. Hâlbuki zamanı boş yere tüketeceklerine¸ hayatın kendileri ve eşleri için daha zevk verici¸ doyurucu olması yolunda harcamaları akıl kârıdır. Tüm aileyi mutlu eden olay ve durumları belirleyip bunları elden geldiğince çoğaltmalıdır. Her duygu gibi¸ mutluluğun da paylaşıldıkça¸ birlikte özen gösterdikçe gelişen bir duygu olduğu unutulmamalıdır. Mutlu evlilikte temel prensip eşlerin birbirlerinden ayrı mutluluk anlayışları yanında¸ birbirleriyle ortak olan mutluluk anlayışını da geliştirebilmeleridir. Evlilik içinde ortak çaba harcanmadıkça mutluluktan söz edilemez.
Kişiliğe Saygı ve Sevgi Bir Arada
Eşe duyulan ilgi ve sevgi¸ söz ve hareketlerle belli edilmelidir. Sevgi ve saygının en iyi anlatımı içten ilgi göstermektedir. Bir kişi eşinin duygu ve düşüncelerine ne kadar ilgi gösterirse¸ ona insan olarak ne kadar değer verdiğini ispatlamış olur. Sevmek ve sevilmek¸ tüm insanlarda temel bir ihtiyaçtır.
Karı veya kocanın hatalı bir davranışını eleştirirken kişiliği hedef alınmamalıdır. Eşin dış görünüşü¸ giyimi ve davranışları başkalarıyla kıyaslanıp olumsuz bulunan yönlerinin suçlayıcı biçimde ortaya konması¸ hiç hoş değildir. Özellikle başkalarının yanında eleştirmekten ve onu küçük düşürmekten kesinlikle kaçınmalıdır. Tersine başkalarının yanında eşe destek olunmalı¸ onun iyi yönleri belirtilerek övülmelidir.
Tartışmalar Ne Zaman Başlar?
Aile içinde sürtüşme ve tartışmalar¸ çoğunlukla erkeğin eve döndüğü akşam saatlerindeki konuşmalar sırasında ortaya çıkar. Eşler günlük çalışmanın yorgunluğu içinde olduklarından¸ kolayca kızıp öfkelenmek ve karşı saldırıya geçmek eğilimini taşırlar. Hele eşlerin her ikisi de çalışıyorsa eve dönüş saati gerilimin en yoğun olduğu zamandır.
Akşamları kızgınlaşan eşler¸ muhakkak bunun sebeplerini araştırmalıdır. Bunu yaparken elden geldiğince objektif olmalı¸ peşin hükümlerden kaçınmalıdır. Başkalarından veya başka sebeplerden kaynaklanan öfke ve küskünlükler¸ eşe aktarılmamalıdır. Kızgınlık¸ kırgınlık¸ endişe gibi olumsuz duyguları içine atıp biriktirmemelidir. Tartışmanın insan yapısı için faydalı fonksiyonu olduğu unutulmamalıdır. Bütün duygu ve düşünceler eşle paylaşılmalıdır. Eğer bir şeye sıkılıp üzülmüşsek ve bunu eşimizi üzmemek için ondan saklıyorsak¸ bunu sezmesi¸ onu daha çok endişelendirip üzecektir.
Geçmişe Değil Geleceğe Yönelmeli
Eşle ilişkileri¸ geçmişe dönük pişmanlıklar¸ suçlamalar ve kırgınlıklar üzerinde değil¸ geleceğe yönelik ortak hedefler¸ ümitler ve beklentiler üzerinde kurmaya gayret etmelidir. Duygu ve düşünce alışverişi bu yönde yoğunlaştırılmalıdır. Bunu yaparken¸ mutluluğun çoğu zaman ileriye dönük beklentilerden kaynaklandığı unutulmamalıdır.
Patlama Noktasına Gelmeden Konuşmalı
Görünen o ki¸ çiftler tartışmayı şekil olarak bilmemektedir. Bunun sonucunda da evliliklerin bir kısmı boşanma ile sonuçlanmaktadır. Aslında zaman zaman çiftlerin tartışmaya da ihtiyaçları vardır. Problem çıkmasın diye¸ bütün problemler hasıraltı edilirse¸ adeta dondurulursa bir gün üst üste yığılan problemler ağır sıkıntılara yol açabilir. İsteklerini devamlı bastıran kişi¸ bir süre sonra bu baskılara dayanamaz hale gelir. Daha sonra ise¸ bu istekler bir buhar kazanı gibi patlar. Bu patlama noktasına geldikten sonra oluşan hasar¸ çok daha büyük olur.
Eğer bütün problemler zamanında konuşularak çözümü aranırsa¸ bu noktaya gelmeden çözümlenmiş¸ en azından daha hafif hasarla atlatılmış olur.