www.FaniDunya.Net |HUZURUN, DOSTLUGUN, KARDEŞLİGİN EN GENİŞ PAYLAŞIMIN TARAFSIZ, KALİTELİ, DEVAMLI HİZMETİN ADRESİ
FANİDUNYA NET GENEL => ÖLÜM AHİRET KIYAMET => Ölüm Kıyamet Ahiret => Konuyu başlatan: KOYLU - Aralık 11, 2023, 08:51:23 ÖÖ
-
(http://www.fanidunya.net/resimler/besmele.png)
Cenaze ve Kabir
Bilesin ki, cenazeler basiret sahipleri için ibarettir. Ce-
naze uyancı ve hatırlatıcıdır. Fakat bu uyancılık ve hatır-
latıcılık gafiller için değildir. Çünkü cenazeleri görmek gafille-
rin sadece gönül katılığını artırır. Çünkü onlar her zaman
başkalarının cenazelerine bakacaklarını sanırlar ve kaçınıl-
maz olarak bir gün kendi cenazelerinin de eller üstünde
taşınacağını hesap etmezler. Ya da cenazelerinin taşınmasını
yakın görmezler ve o anda cenazeleri taşınanların da öyle
düşündüklerini, fakat hesaplarının tutmadığını ve sürelerinin
çok erken dolduğunu göz önünde tutmazlar.
Kendini bilen kimse, cenazeye, tabuta kendisi konmuş
gibi bakmalıdır. Çünkü çok geçmeden, belki ertesi ve belki
iki gün sonra tabuta girebilir.
Rivayet edildiğine göre, Ebû Hüreyre (r.a.) bir cenaze
görün ve: "Uğurlar olsun. Biz de peşindeyiz" derdi.
Mekhul cd-Dimeşkî (r.a.) bir cenaze gördüğü
zaman: "Önce siz geçiniz biz arkanızdayız. Bir yanda manâlı
bir nasihat, öbür yanda kısa ömürlü bir gaflet. Biri gidiyor ve
ötekinin ise aklı başında değil" derdi.
Üseyd İbni-Hudeyr (r.a.) buyurur ki: "Her cenaze
aördüğümde içimden sadece gerçekleşen hâdise mahiyetinin
ne olduğu ile nereye varılacak olduğunu düşünürüm."
Kardeşi ölen Mâlik İbni Dinar (r.a.) cenaze töreninde
qöz yaşı dökerken "Nereye varacağımı bilmeden, yüzüm gü-
lemez. Yaşadıkça da bunu öğrenemem." diyordu.
A'meş (r.a.) buyurur ki: "Cenaze törenlerine
katıldığımızda hepimiz yaslı olduğunuz için hangimiz hangi-
mizi teselli edeceğini bilmezdim."
Sabit el-Bünânî (r.a.) buyurur ki: "Cenaze tören-
lerine katıldığımızda başı önde olarak ağlamayan kimse
göremezdik."
İlk müslümanlar ölümden böyle korkarlardı. Şimdi ise
cenazelerde çoğunluğu, gülen, eğlenen ve sadece ölünün
geriye ne miras bıraktığı ve mirasının nasıl bölüşüleceği ko-
nusunda konuşan kalabalıklar görüyoruz Günümüzün tö-
renlerinde ölünün yakınları ve akrabaları sırf hangi yoldan
giderek kalan mirastan pay alacaklarını düşünmekte, hiçbiri
kendi cenaze töreni ile tabuta konunca başına neler geleceği
konusunda kafa yormaktadır.
Bu gafil hâlin, günah ve isyanlarla katılaşan kalplerden
başka bir sebebi yoktur. Bu yüzden Yüce Allah'ı, ahiret
Sununu ve önümüzdeki korkunç merhaleleri unutarak bize
faydası olmayan şeylerle ilgilenir, oyalanır olduk.
Allah'tan bizi bu gafletten uyandırmasını dileriz. Cenaze
törenine katılanlardan baklenen en yerinde davranış, ölü için
gözyaşı dökmektir. Aslında işin için yüzünü idrak
ölüye değil, kendilerine ağlarlar.
ibrahim ez-Zeyyad (r.a.) ölüye acıyanları görünce
onlara "Kendinize acısanız size daha yararlı olur. Çünkü üç
korkunç safhadan geçmiş bulunuyor. Birincisi ölüm meleği-
nin yüzünü gördü, ikincisi ölüm acısını tattı. Üçüncüsü son
nefesteki endişeden kurtuldu."
Ebû Amr Ibni Âlâ der ki: " Birgün ünlü şair Cerir ile
birlikte oturuyorduk. Kâtibine şiir yazdırıyordu. Bu sırada bir
cenaze göründü. Cerir sustu. Sonra da: "Vallahi bu cenazeler
beni kocalttı." dedi ve o anda şu beyitleri inşad etti:
"Cenazeler bize doğru gelirken ürküyoruz. Onlar
geçtikten sonra da eğlenceye dalıyoruz. Üzerine kurt düsen
bir koyun sürüsü gibiyiz. Kurt sürüden uzaklaşır uzaklaşmaz
Koyunlar yine otlamaya dalarlar."
Düşünceli olmak, ibret almak ve fıkıh kitablarındaki
cenazenin sünnet ve edeplerine uyarak alçak gönüllü bir eda
ile cenazenin arkasından gitmeye hazırlanmak, cenaze tören-
lerine katılmanın edeplerindendir. Yine kişinin ölü hakkında
fasık da olsa iyi düşünmesi ve görünüşü iyi olsa bile kendisi
hakkında kötümser olması cenaze edeplerindendir. Çünkü
son nefesi verme ânı tehlikedir, nasıl geçeceği bilinmez.
Nitekim Ömer İbni Zerr'in (r.a.) günahkâr tanınan bir
komşusu ölür. Herkes cenazesine katılmaktan kaçınır. Buna
karşılık Ömer komşusunun cenazesine katılır ve namazını
kıldırır. Ölü toprağa verilince Ömer mezann başına dikilir ve
öyle der: Ey Ebû Filan, Allah sana rahmet etsin. Ömrün
boyunca Kelime-i Tevhid'den ayrılmadın, yüzünü secdeyle
toprakladın. Senin için "Günahkâr ve kusurlu" diyorlar. Han-
qimiz günahsız ve kusursuzuz ki?!"
Söylendiğine göre Basra kasabalarından birinde
qunaha düşkün biri bir gün ölür. Karısı cenazesini taşımakta
kendisine yardım edecek hiç kimse bulunmaz. Çünkü gü-
nahkârlığı ile tanındığından hiç kimse cenazesine katılmaz.
Kadın ölüyü iki ücretli hamal ile musalla taşma taşır. Fakat
hiç kimse namazını kılmak istemez.
Bunun üzerine kadın, toprağa vermek üzere ölüyü sah-
raya taşıtır. Yakınlardaki dağda büyük bir zâhid barı-nırmış.
Kadın onu karşısında görür. Sanki cenazeyi bekliyor gibidir.
Sonra da cenazenin namazını kılmaya hazırlanır.
Kasabanın her yanına: "Zahid falan kişinin cenaze na-
mazını kılmak üzere dağdan indi1 diye haber yayılır. Bunun
üzerine bütün kasaba halkı da oraya toplanır ve zahidin
imamlığı altında cenaze namazını kılarlar.
Halk, zahidin bu cenazenin namazını kılmasına şaşar-
lar. Bir soru üzerine davranışın sebebini şöyle açıklar: Rü-
yamda bana falan yere in. Orada yanında bir kadından
başka hiç kimsenin bulunmadığı bir cenaze göreceksin.
Onun namazını kıl. Onun günahlan affedilmiştir." diye bildirildi.
Bu sözleri duyan halkın şaşkınlığı daha da artar.
Bunun üzerine zâhid, ölünün eşini yanına çağırır. Ona
kocasının nasıl bir hayat yaşadığını ve ne gibi özellikleri
olduğunu sorar. Kadın: "Herkesin bildiği gibi gününün çoğu
kısmını meyhanede içki içerek geçirirdi" diye cevap verir.
Zâhid kadına: "Düşün bakalım, hiçbir iyi amelini biliyor
musun" diye ısrar eder.
Kadın bu defa şu cevabı verir: "Evet, onun üç iyi hu-
yunu hatırlıyorum: Birincisi sabahleyin ayılınca üstünü de-
ğiştirir, abdest alır ve sabah namazını cemâatle kılar. Sonra
yine meyhane döner, içki içmeye başlardı.
İkincisi evinde her zaman bir veya iki yetim barın-
dırırdı. Onlara çocuklarından da daha iyi davranırdı. Onların
üzerine çok titrerdi. Üçüncüsü gece ortasında ayrılır ve
gözyaşları arasında: 'Ya Rabb'i, bu murdar bedenimle hangi
cehennem köşesini doldurmak istiyorsun?" derdi.
Bunun üzerine zâhid ortadan kayboldu ve halkın
adamı hakkındaki şaşkınlığı ve kararsızlığı da dağılmış olur.
Dahhak şöyle der:
"Adam'ın biri Peygamber'imize: "İn-sanların en zahidi
kimdir, ya Rasûlallah?" diye sorar.
Peygamberimiz adama şöyle cevap verir:
-"Kabri ve çürümeyi hatırından çıkarmayan, dünya
ziynetinin fazlasından uzak durup baki olanı fâni olana tercih
eden, yarını ömründen saymayan ve kendini ölülerden biri
sayan kimsedir."
Evini mezarlığa yakın seçen Hz. Ali'ye (k.v.):
."Niye mezarlığa yakın oturuyorsun?" diye sorulunca
.. je cevap verir; "Ben onları en iyi ve en doğru komşu o-
I rak kabul ediyorum. Çünkü konuşmaktan kaçınıyor ve âhi-
reti düşünüyorlar."
Hz. Osman (r.a.) bir kabrin başına varınca sakalı
ıslanacak derecede ağlardı. Kendisine: "Sen cenneti ve
cehennemi anınca ağlamıyorsun da kabrin başında durunca
niye ağlıyorsun?" diye sorarlar. Hz. Osman şu cevabı verir:
Ben Peygamber'imizin şöyle dediğini duydum: "Kabir, âhi-
retin ilk konağıdır. Ölü bu safhadan kolay geçerse sonrası
daha kolay olur. Fakat bu safha çetin geçtiği takdirde arkası
daha zor gelir. Söylendiğine göre Amir İbni' As (r.a.) bir gün
mezarlığın yanında atından inerek iki rek'at namaz kılar.
Kendisine:
-"Daha önce böyle yapmazdın, şimdiki davranışının
sebebi nedir?" diye sorarlar. Bunun üzerine şu cevabı verir:
-"Kabir halkını ve onlar ile kabir arasında neler
Seçtiğini düşündüm de bu ikisi vesilesi ile Allah'a yaklaşmak
istedim."
Mücâhid (r.a.) der ki: "Ölü ile ilk önce kabri konuşur
Ve der ki: "Ben böcek, yalnızlık, gariplik ve karanlık yuvası-
pm. İşte senin için hazırladıklarım bunlardır, sen benim için
!ne hazırladın?"
Ebû Zerr (r.a.) buyurur ki: "Size fakirlik gününü
''direyim mi? Kabre konulduğun gündür.
O sırada bütün vahşî hayvanlar, başları öne eğik ola-
rak, daha önce mahlûkattan kaçtıkları halde bu defa onların
bütün canlılar, kırk yıl öylece berzahta kalırlar. Kırk yıl sonra arasına karışarak ve hiç bir günaha bulaşık olmadıkları halde
Aniden diriliş emrine boyun eğerek dağlardan ve çöllerden mahşer'e doğru yönelirler.
İNTERNET RADYOMUZ. 24 SAAT YAYINDADIR.
RADYO FANİDUNYA FM
www.fanidunya.net