www.FaniDunya.Net |HUZURUN, DOSTLUGUN, KARDEŞLİGİN EN GENİŞ PAYLAŞIMIN TARAFSIZ, KALİTELİ, DEVAMLI HİZMETİN ADRESİ
FANİDUNYA NET iSLAMİ YAŞAM HAYAT TOLUM VE AİLE => SAĞLIK PİSİKOLOJİ VE KİŞİSEL GELİŞİM => Kıvanç Tığlı Bulut => Konuyu başlatan: gurbetciyim - Şubat 25, 2025, 09:28:48 ÖS
-
(http://www.fanidunya.net/resimler/besmele.png)
Şeker Hastalığında Psikolojik Nedenler
Serap hanım evli ve bir kız çocuğu annesiydi özel bir okulda edebiyat öğretmeniydi. Annesini ve babasını yıllar önce kaybetmişti. Kendisinden iki yaş küçük kız kardeşi vardı. Eşiyle severek evlenmişti ve kocasını çok seviyordu. Eşiyle mutlu giden bir evlilikleri vardı, ekonomik sorunları da yoktu. Serap hanım için hayat çok güzel bir şekilde gidiyordu. Ta ki, kendisine diyabet hastalığı teşhisi konuncaya dek....
Serap hanım, son zamanlarda, çok yemesine rağmen kilo alamıyordu, bir ayda istemeden üç kilo vermişti, işe gitmek için sabah kalkmakta zorlanıyordu, uzun süreden beri devam eden halsizliği vardı, oysa ki kan tahlillerini yeni yaptırmıştı. Sonuçlara göre kansızlığı yoktu. Çoğu zaman ayaklarında uyuşma ve karıncalanma oluyordu. Serap hanım, bütün bu şikayetleriyle ilgili bilgi edinmek için internette şeker hastalığını araştırdı. Olamazdı kendinde, hastalığın bütün belirtileri hemen hemen vardı. İki gün sonrasında bir hastaneye başvurdu ve kendine Diyabet teşhisi kondu. Serap hanım eline raporunu aldığında, çok üzüldü. Sürekli ilaç kullanacağı için rapor çıkarmıştı. Yaşının çok genç olduğunu ve bu hastalığın niye kendini bulduğunu düşündü. Günlerce kendini yiyip bitirdi adeta... Uyku düzeni de stresten bozulmaya başlamıştı. Hep hastalığı ile ilgili internette bilgi topluyordu. Hastalığı kafasında takıntı haline gelmişti ve çok karamsar düşünüyordu. Sanki kendini, dünyanın sonu gelmiş gibi ümitsiz hissediyordu. Eşi, karısının bu olumsuz haline çok üzülüyordu. Serap hanım da bu hastalıkla beraber eşini daha çok kısıtlamaya başladı. Eşi, işi gereği bazen eve gece yarısı geliyordu. Serap hanım da evde tek başına uyumaktan ve kalmaktan korkuyordu. Ya şekerim çıkarsa, hastalanırsam diye düşünüyordu. Eşi telefonuna bakmasa, onun için çok büyük sorun oluyordu.
Danışanım Serap hanım, bana bu sorunlarıyla ilgili yardım almak için başvurdu. Kendini çok çaresiz ve güçsüz hissediyordu. Danışanıma “MMPI kişilik testi” ve “Rorschach testi” “Beck depresyon ölçümü” uygulandı. Çıkan sonuçlar Serap hanıma aktarıldı ve psikoterapilere başlandı. Serap hanım bugünlerde, daha iyi, pozitif düşünmeyi ve sorunlarla başa çıkabilmeyi öğrendi. Şekeri kontrol altına alındı ve eşiyle olan sorunları da düzeldi.
Değerli okuyucular, kan şekeri yani glukoz, vücudun enerji kaynağıdır. Şekerin kullanılabilmesi ve fazlasının depolanabilmesi için insülin denen hormona ihtiyaç vardır. İnsülin eksik ya da yetersiz olduğunda diyabet ortaya çıkar. Kan şekeri yüksek kalır ve böbrekten atılır. Kan şekeri sürekli yüksek olursa, beyne kan getiren damarlarda hasarlar oluşur. Bunun sonucunda unutkanlık, düşünme hızında yavaşlama, soyut düşünme hızında yavaşlama, soyut düşüncede bozulma, kelime hafızasında azalma meydana gelir.
Şeker hastalığı, kişinin sürekli bedenine dikkatini gerektirir. Hastalığın seyri; diyet, kilo verme, günlük kan şekeri ölçümü, düzenli ilaç kullanımı gibi hastanın sorumluluk almasını gerektiren kişisel bakıma bağlıdır. Bütün bunlar da hayatın kısıtlanması demektir. Kişi hayatını hep hastalığına göre ayarlar, bu durum da onu sıkıntıya sokabilir. Zaten diyabet hastaları, hiçbir hastalığı olmayan kişilere oranla 2-3 kat daha fazla depresyona girerler. Özellikle titiz, mükemmelliyetçi kişiler, sürekli hastalıkla meşgul olurlar, tüm işlerini hastalığına göre ayarlar, sürekli kan şekerini ölçerler bunun sonucunda depresyona girerler. Kendini beğenen, üstün gören kişiler de diyabeti kendilerine yönelik bir saldırı gibi algılayabilir, hastalığı kabullenmekte direnir ve kolaylıkla depresyona girerler.
Şeker hastası olan kadınlarda depresyon ve yeme bozuklukları, erkeklerde ise cinsel işlev bozuklukları da sık görülür. Diyabet hastalarında, diyabete eşlik eden depresyon, anksiyete bozukluğu varsa kişi daha sinirli ve tahammülsüz olabilir. Ayrıca kan şekerinin düşeceği korkusu, hastalığa uyum sorunları, kendine zarar verici davranışlar da görülebilir.
Diyabette “Bilişsel-Davranışçı terapi” ve kişinin travmaları varsa “EMDR terapisi” oldukça iyi sonuçlar verir. Hatta diyabetin parametrelerinden biri olan hemoglobin Ac 1 düzeyinin psikoterapi yoluyla regüle olduğu araştırmalara göre bildirilmektedir. Psikoterapiler, depresyona, anksiyeteye, yaşam kalitesine ve en önemlisi de tedaviye uyuma önemli ölçüde yardım sağlar.
Rabbimin tüm hastalara, “Şafi” ismiyle şifa vermesi duasıyla Allah’a emanet olunuz. Bu arada mübarek Ramazan ayınızın hayırlara vesile olması duasıyla...
PSİKOTERAPİST.
KIVANÇ TIĞLI BULUT DANIŞMAN.
İNTERNET RADYOMUZ. 24 SAAT YAYINDADIR.
RADYO FANİDUNYA FM
www.fanidunya.net